SİYASET

AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan Şanlıurfa’da CHP’ye Yüklendi

AK Parti Genel Sekreteri Şanlıurfa Siverekli Eyyüp Kadir İnan, CHP'nin aday politikasını ve Suriye konusundaki tutumunu eleştirerek, CHPlilerin son zamanlardaki tutumlarını eleştirirken toplumsal barış temalı toplantılarına da tepki gösterdi.

Abone Ol

Ak Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, CHP'nin aday politikasını eleştirerek, "Ekrem İmamoğlu, düne kadar CHP'nin cumhurbaşkanı adayıydı, bugün İstanbul adayı, yarın da Beylikdüzü adayı olsun." dedi.

AK Parti Genel Sekreteri Şanlıurfa Siverekli Eyyüp Kadir İnan, Şanlıurfa GAP Tarımsal Araştırmalar Merkezi'nde düzenlenen AK Parti Şanlıurfa İl Danışma Meclisi toplantısında yaptığı konuşmada, CHP yönetiminin tavırlarını eleştirerek şunları söyledi; "Tüm İstanbul, tüm Şanlıurfa, tüm İzmir, Silivri'deki zatın yaptıklarına en yakından şahit oldu. Her şey açık, her şey net. Kimsede bir soru işareti yok. CHP Genel Başkanı Özgür Özel de artık Silivri'dekinin savunulacak bir tarafı kalmadığını gördü. Biliyorsunuz önce bunu Cumhurbaşkanı adayı olarak ilan etti, duyurdu, şimdi çark etti, geri tepti. Gördü ki bu iddialar ortadayken nasıl aday yapacağım?

Artık ne diyor İstanbul adayımız. Ekrem İmamoğlu, düne kadar CHP'nin cumhurbaşkanı adayıydı, bugün İstanbul adayı, yarın da Beylikdüzü adayı olsun. Özgür Özel de artık onu savunmaktan vazgeçti. Ha madem İstanbul'da seçimler yenilensin. O gün de gelecek, İstanbul'da elbet sandık başına gideceğiz, elbet hesaplaşacağız. Elbette senin Silivri'deki adayın millete hesap verecek. Silivri'de yolsuzluğun kitabını yazmış o şahıs, kimlik bilgilerini, verilerini çaldığı, çalıp casuslara sattığı İstanbullulara bir gün zaten hesabını verecek. Sabırlı ol, o gün gelecek. Biz, bu CHP'ye yıllarca ne diyorduk? 3 şey, çöp, çamur, çukur ama artık yeni üç özellikleri daha var, hırsızlık, rüşvet ve yolsuzluk.


CHP, Suriye meselesinde çifte standart uyguluyor. Yıllarca çocukları varil bombalarıyla öldüren, kimyasal silah kullanan, Sednaya Hapishanesi'nde insanlara işkence eden Esed rejimine tek kelime edemeyenler, bugün çıkıp Şara'ya saldırıyorlar. Peki gerçek ne? Şara bugün sahada değil masada muhatap alınan bir aktördür. Şara demokratik tüm devrimleri Suriye'de atan bir devlet başkanıdır. Esed kaçarken Esed ile görüş diyenlerin dünyanın diplomasi merkezlerinde el sıkılan, dinlenen, muhatap alınan Şara'ya saldırması, nasıl bir aymazlıktır, akıl işi değil. Dün eli kanlı Esed'e susanlar, bugün Şara'ya neden saldırıyor? Sizi ne rahatsız etti? Esed'in zulmünün bitmesi mi? Mazlumların nefes alması mı? Türkiye'nin bölgede sözünün geçmesi mi? Bu çifte standarttır, bu vicdansızlıktır. Dün katile susup, bugün muhataba saldırmak ahlaki de değildir insani de değildir."

Son günlerde 'toplumsal barış' adı altında CHP tarafından düzenlenen konferanslar, toplantılar, bildirileri görüyoruz. Şunu çok net söyleyeyim, toplumsal barış, devleti hedef alarak kurulmaz, milleti suçlayarak kurulmaz, şiddetin dilini meşrulaştırarak kurulmaz. Toplumsal barış aynı sofraya oturanların, aynı ezanı dinleyenlerin, aynı kaderi paylaşanların birbirini anlamasıyla olur. Ama siz ne yapıyorsunuz? Düzen bozan ne kadar yapı varsa onların diliyle konuşuyorsunuz. Bu yaptığınız toplumsal barış değil, en iyi yaptığınız iş olan toplumu daha da ayrıştırmaktır."