Nüfus Politikaları Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde toplandı. Toplantıya; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve ilgili kurum ve kuruluş temsilcileri katıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, aile ve nüfus yapısına ilişkin güncel verilerden demografik dönüşüm başlıklarına uzanan geniş bir çerçevede değerlendirme yaptı.
"Demografik bir yol ayrımındayız. "diyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2017'de 2,08 olan doğurganlık hızımız, 2024 itibarıyla dünya ortalaması olan 2,25'in çok altında, 1,48 düzeyindedir. Bu düşüş hızıyla, dünyada son 10 yılda doğurganlık hızı en fazla azalan 5'inci ülke konumundayız" ifadelerini kullandı.
'AİLE KURMAYI DESTEKLEMEK HAYATİ BİR ZORUNLULUKTUR'
Türkiye'nin 86 milyonu aşan nüfusu ile Avrupa'da 1'inci olduğunu söyleyen Cevdet Yılmaz, devamında şöyle konuştu:
"Demografik bir yol ayrımındayız. 2017'de 2,08 olan doğurganlık hızımız, 2024 itibarıyla dünya ortalaması olan 2,25’in çok altında, 1,48 düzeyindedir. Bu düşüş hızıyla, dünyada son 10 yılda doğurganlık hızı en fazla azalan 5’inci ülke konumundayız. Gelinen bu nokta; Sayın Cumhurbaşkanımızın 20 yıl önce yaptığı 'en az 3 çocuk' çağrısının ne denli hayati bir erken uyarı ve stratejik bir öngörü olduğunu bugün çok daha net göstermektedir. Diğer taraftan, 2024 yılı itibarıyla ülkemizin yaşlı nüfus oranı 10,6 ile tarihsel olarak en yüksek seviyeye ulaşırken, bazı illerimizde bu oran yüzde 20'nin üzerine çıkmaktadır.
Toplam doğurganlık hızının 3 çocuk ve üzerinde olduğu il sayısı 2017 yılında 10 iken, 2024 yılında bu düzeyi yakalayan tek ilimiz Şanlıurfa olmuştur. 2017 yılında toplam doğurganlık hızı 57 ilde nüfusun kendini yenileme oranı olan 2,1'in altında iken; 2024 yılında bu sayı 71'e yükselmiştir. Özellikle, kırsal bölgelerde genç nüfus kaybının da etkisiyle yaşlılık oranları ülke ortalamasına göre çok daha yüksektir. Mevcut senaryo devam ettiği takdirde projeksiyonlar yakın bir gelecekte nüfusumuzun önemli bir kısmının 65 yaş ve üzeri kişilerden oluşacağına işaret ediyor. Genç nüfus oranının azalması ve yaşlı nüfus oranının artması sosyal güvenlik ve bakım sistemimiz dahil pek çok alanı doğrudan etkileyecek bir meseledir.
Diğer taraftan, yaşlanmadan zenginleşme hedefi olan ülkemizin kalkınma yolculuğu açısından bu konu merkezi bir noktadadır. Bağımlı nüfus toplamının, çalışma çağı nüfusunun yarısından az olduğu dönemi ifade eden 'demografik fırsat penceresi' kavramı bu açıdan büyük önem taşımaktadır. Mevcut eğilimler devam ederse, doğurganlık hızındaki keskin düşüş, bu pencerenin beklenen 2035 yılından çok daha önce kapanmasına neden olabilir.
Bu kapsamda, doğurganlığı ve aile kurmayı desteklemek, nüfus dinamizmimizi kaybetmeden ekonomik sıçramamızı gerçekleştirmek bizim için hayati bir zorunluluktur. Bu durum, aynı zamanda, yaşlılık ve aktif yaşlanma alanlarında çok daha güçlü politikalara duyulan ihtiyacı açıkça ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, nüfus politikalarımızı Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadeleriyle 'varoluşsal bir mesele' olarak görmeye devam ediyoruz. Aileyi merkeze alan bütüncül bir yaklaşımla ve tüm kurumlarımızın müşterek çabasıyla, bu süreci tam bir seferberlik ruhu içerisinde yürütmeye kararlıyız."