GÜNDEM

Harran'da 2 Kadim Aşiretin 4 Ailesinin Bugüne Uzanan Hazin Hikayesi

Şanlıurfa’nın Harran ilçesine bağlı ve 43 km uzaklıktaki tarihi surların gölgesinde bulunan Aşağıkesmekaya yerleşim yerinde 2 kadim aşirete mensup 4 ailenin bugüne uzanan hikayesi imkansızlıklar, zorlu yaşam koşullarıyla dolu.Dün içme suyu dahi bulmazken şimdilerde geçim sıkıntısı dolayısıyla mevsimlik göçler ve göç ettiklere şehirlere yerleşmekte çözüm bulmaya çalışmaları dikkat çekiyor.

Abone Ol

Şanlıurfa Harranlı gazeteci İbrahim Taş, toprağın altındaki ve üstündeki binlerce yıllık kadim bir mirasın gölgesinde başlayan hikayeyi 1950’li yıllardan öncesine dayandırarak anlattı.

Bu topraklara ilk ayak basıldığında, bölgede geçmiş medeniyetlerden ve eski devletlerden kalma heybetli surlar ve taş kalıntıların yükseldiğini aktaran İbrahim Taş, gözlemleri ve bilgiye dayalı yaptığı sosyal medya paylaşımında şu ifadelere yer veriyor:

"O dönemlerde henüz eğitim ve bilgi imkânları kısıtlı olduğundan, bu tarihi surların hangi antik uygarlığa veya devlete ait olduğu tam olarak bilinmiyordu. Ancak bu kadim taşlar, yeni gelen insanlara korunaklı bir yuva hissi verdi ve ilk yerleşim alanı tam da bu tarihi surların çevresinde, bu antik dokunun yanı başında kuruldu.

Bozkırın ortasında, geçmişin taş izleri arasında kurulan bu ilk yerleşime zamanla cesur 4 aile yerleşti. Bu ailelerden 3'ü Biniamır aşiretine mensupken 1 ailede Bini Ummer aşiretine bağlıydı. Köyün dört bir tarafına yerleşen aileler, göçebe hayattan yerleşik hayata geçmişlerdir. Ancak bu otantik ve tarihi çevrenin ortasında yaşam, başlangıçta oldukça çetin şartlar altında sürüyordu. Çevrede henüz hiçbir altyapı, yol ya da devlet imkânı yoktu. Kurulumu takip eden ilk yıllarda mahalle sakinleri, su ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla açtıkları kuyulardan ve sarnıçlardan temin ettikleri duru olmayan, kirli sularla karşılamak zorunda kaldı. Kadim surların gölgesinde sabırla sürdürülen bu zorlu yaşam, 1971 yılında devletin bölgeye el uzatmasıyla ilk büyük dönüşümünü yaşadı.

Devlet tarafından mahalleye açılan ilk resmi içme suyu kuyusu, insanları yıllardır süren kirli su çilesinden kurtararak ilk kez temiz ve sağlıklı suyla buluşturdu. Kuyudan suyu çekebilmek adına kurulan mazotlu motor; sabah 4 saat, akşam 4 saat olmak üzere günde toplam 8 saat çalıştırılarak mahalleye adeta yeniden hayat pompaladı. Belli saatlerde akan bu temiz su, tarihi surların çevresinde kurulan bu küçük yerleşim için büyük bir umut kaynağı oldu. Yıllar sonra Bini Ummer aşireti mensupları imkansızlıklardan kurtulmak adına yıllar içinde peyder pey Adana'ya göç ederek oraya yerleşmişlerdir.

Yıllarca kısıtlı saatler ve mazot sesiyle yürütülen bu su düzeni, 1987 yılında köye ilk elektrik altyapısının getirilmesiyle yeni bir boyuta taşındı. Elektriğin gelişiyle birlikte hem günde 8 saat çalışan mazot motoru zorunluluğu geride kaldı hem de mahalledeki gündelik yaşam ve imkânlar modernleşti.

İmkansızlıklar içerisinde yaşayan halk hayvancılık ve tarım işiyle uğraşıyor, zaman zaman il dışına giderekte mevsimlik tarım işçisi olarak çalışmaktadır. Şartların iyileşmesi sonucu çocuklarını okutmaya başlayan mahalle sakinleri evlatlarının farklı kademelerde devletine hizmet eden birer gurur kaynağı olarak bu anlarına tanıklık etmekten ömür boyu gurur duyacaklardır.

1950'lerden önce kime ait olduğu bilinmeyen kadim surların yanı başında 4 aileyle başlayan Aşağıkesmekaya’nın hikayesi; bilinmezlikten bilgiye, kirli sudan elektriğe ve geçmişin tarihi mirasından günümüzün yerleşik mahallesine uzanan köklü bir Anadolu dönüşümüdür."