Harran Üniversitesi’nde kurulan Göbeklitepe Araştırmaları Şemsiye Grubundaki ilahiyat hocaları Göbeklitepe’deki figürleri analiz etti.

Göbeklitepe’deki figürleri analiz eden İlahiyat Fakültesi hocaları, önümüzdeki süreçte TÜBİTAK projesi ile konuyu daha da derinleştirmeyi hedefliyor. 

4 üst ve 14 alt çalışma grubu ile Neolitik Dönem kazılarını yakından takip ededen Harran Üniversitesi Göbeklitepe Araştırmaları Şemsiye Gurubu,  Neolitik Dönem’in inanç dünyasını Göbeklitepe ekseninde çözümlemeye çalıştığı projesini geçtiğimiz günlerde tamamlandı.

TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç Şanlıurfa’da  TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç Şanlıurfa’da 

“Yukarı Mezopotamya Neolitiğinin Dini-Sosyolojik Analizi” başlıklı projede 6 farklı akademisyen yer aldı.  Göbeklitepe sembolizminin dini ve sosyolojik yönlerinin analiz edildiği projeyle ilgili İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyemiz Dr. Fatma Çakmak şu bilgiyi verdi; 

“Hayvan ve insan sembolizmini bir arada gördüğümüz Neolitik Dönem, özellikle insan sembolizminin daha çok kozmik ve tanrısal atıflara büründüğü bir görünüme ve kendi dönemi açısından oldukça derin bir inanç sistemine işaret ediyor. Örneğin aynı ya da birbirine yakın dönemlerde insanın betimlenişinde iki yönlü bir stilizasyon görebiliyoruz.

Hem gerçeğe daha yakın bir biçimde tasvir edilen insan heykelleri mevcut hem de çoğu Neolitik yapıda dikkati çeken ve bir kısmı insana ait özelliklerle tasvir edilmiş ‘T ‘biçimli dikili taşlar mevcut. Bu durum özellikle dikili taşların daha kozmik, alem ötesi anlamlarla ilişkilendirilmiş olarak yapılmış olabileceğini akla getiriyor.

Göbekli Tepe sembolizminde ve diğer yakın dönem yapılardaki tasvirlerde öne çıkan yılan, leopar, tilki, turna, boğa, akbaba gibi hayvan sembollerinin mitolojik devamlılığı incelendiğinde ise insanlık tarihinde inanca dair bir sürekliliğin olduğu ve bu sürekliliğin o toplumların gündelik hayatına nüfuz ettiği anlaşılıyor.

Henüz üretimin gerçekleşmediği ve ekonominin belirleyici olmadığı bu toplumlarda ana eksen inanç olarak öne çıkıyor ve ölüm ritüellerinden toplumsal hiyerarşiye kadar çoğu şeyin anlamı inanç temelinde şekilleniyor. 

Dolayısıyla mevcut paradigmaları yeniden tartışarak ilerlemek o döneme ilişkin gizli kalan yönlerin aydınlanmasında önemli bir işlev görecektir. 
Projemizde zengin bir literatürden argümanlarla desteklediğimiz bu yaklaşımları, Neolitik sembollerin kronolojik envanterini çıkardığımız bir katalog çalışmasıyla destekledik. 

İlerleyen zamanda beşeri bilimlerde yenilikçi yaklaşımlar kategorisinde gerçekleştirmeyi düşündüğümüz bir TÜBİTAK projesi ile konuyu daha da derinleştirmeyi ve Neolitik Dönem tarihindeki sembolizmi veri bazlı analiz ederek dijitalleştirmeyi hedefliyoruz. “