GÜNDEM

Mustafa Hakkı Bucak:Cumhuriyetin 100. Yılını 100 Yıllık Bir Sevinçle Kutluyorum

Şanlıurfa'nın genç siyasetçisi Mustafa Hakkı Bucak, Cumhuriyetin 100. Yılı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı.Bucak mesajında "Bağımsızlık uğruna can veren milletin amansız mücadelesi, onlarca zaferin, savaşın, kaybedilen ve koruyabildiğimiz toprakların ardından hikâyenin sonu… Cumhuriyet. Bazen Millet, varlığını korumak için Cumhuriyet’e; bazen Cumhuriyet varlığını korumak için bizlere ihtiyaç duyar. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı,100 yıllık bir sevinçle kutluyorum."dedi

Abone Ol

Mustafa Hakkı Bucak'ın o anlımlı Cumhriyetin 100.Yıl Mesajının tamamı şöyle;

"Cumhuriyet…
Binlerce yıllık devlet geleneğinin, Cumhuriyet ile taçlandığı 100 yıllık koca bir çınar. Yoksulluğun, sefaletin ve düşman askerlerinin kol gezdiği Anadolu topraklarında, insanoğlundan beklenmeyecek bir gayreti ortaya koyan büyük bir milletin, küllerinden yeniden doğuşunun hikayesi.
Bir memleket hayal edin.

Memleket ki yolu; beyliklerden, devletlerden ve imparatorluklardan geçmiş. Onlarca farklı milletin evi, yuvası olmuş. Arabistan’ın çöllerinden, Kuzey Afrika’nın çorak topraklarından, Anadolu’nun eşsiz coğrafyası ve Avrupa’nın şehirlerine kadar hüküm sürmüş. Onlarca kahraman yetiştirip, çağ açmış ve çağ kapatmış.

Memleket ki; yaşayan her varlığın kaçınılmaz kaderinin kurbanı ve tarihte var olan yüzlerce farklı sebebin neticesi olarak yaşlanmış ve yorulmuş.

İstanbul’da, Urfa’da, Antep’te, İzmir’de, velhasıl memleketin tüm sahalarında düşman askerlerinin postalları, eşsiz bir tarihi çiğner ve bayrakları dalgalanır olmuş.

“Yaşlı Adam” artık Fransızların, İngilizlerin, Yunanların ve daha pek çoğunun masa başında pay ettikleri bir pastaya dönüşmüş.

Memleket, yine kendi evlatlarının sinesinde doğmak için can çekişirken; bir İmparatorluğun vizyoner mirasçıları olan komutanları, var olanı muhafaza etmek adına can veren askerleri, bağımsızlık ile ölüm arasında mekik dokuyan milleti ile kutlu bir mücadelenin fitilini ateşlemiş.

Mavi gözler Sakarya’da güneş gibi doğarken, yeri gelmiş iki çift çorabın bir çifti Mehmetçik’e verilmiş, yeri gelmiş cephe sırtlarında bir parça ekmek yiyilmiş. Kimi zaman bir Seyit Onbaşı çıkmış, 300 kilogramlık top mermisini namlunun ağzına sürmüş. Kimi zaman bir Sütçü İmam, kurtuluşun ilk kurşununu sıkmış.

Bağımsızlık uğruna can veren milletin amansız mücadelesi, onlarca zaferin, savaşın, kaybedilen ve koruyabildiğimiz toprakların ardından hikâyenin sonu… Cumhuriyet.

Bazen Millet, varlığını korumak için Cumhuriyet’e; bazen Cumhuriyet varlığını korumak için bizlere ihtiyaç duyar. 

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı, 100 yıllık bir sevinçle kutluyorum. Başta kurucu liderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarına, bu memleket için can veren vatan evlatlarına, şehitlerimize Allah’tan rahmet dilerken, şu eşsiz dizeleri bir kez daha hatırlatmak istiyorum:
“Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.”