GÜNDEM

Şanlıurfa Göbeklitepe ve Karahantepe’nin Gizli Muhafızları

Türkiye’nin binlerce yıllık antik kentlerini sadece bilim insanları keşfetmedi; yerel halk da korudu. Tarihin akışını değiştiren Göbeklitepe’den Karahantepeye, definecilere meydan okuyan, yıllarca tarihi mirasın nöbetini tutan ve kazı alanlarının canlı hafızası olan toprağın gizli muhafızları bulunuyor.

Abone Ol

DÜNYA TARİHİNİ DEĞİŞTİREN KARA SABAN: ŞAVAK VE MAHMUT YILDIZ

Şanlıurfa’daki Göbeklitepe bugün "tarihin sıfır noktası" olarak kabul ediliyorsa, bu başarının arkasında resmi kayıtlara geçmiş gerçek bir köylü feraseti yatıyor.

AT ARABASIYLA TAŞINAN DÜNYA MİRASI

Kazı alanı henüz bir tarım arazisiyken, 1980'lerin sonunda Mahmut Yıldız’ın arazisinde tarlayı süren amcası Şavak Yıldız, kara sabanın pulluğuna takılan iki adet kireç taşı heykeli fark etti. Taşları at arabasına yükleyerek Şanlıurfa Müzesi'ne götürdüler. Dönemin görevlileri bunun sıradan birer taş olduğunu söylese de Şavak Yıldız'ın ısrarı üzerine heykeller müze deposuna kaldırıldı.

DEPODAN ÇIKAN MUCİZE

Yıllar sonra müze depolarını inceleyen Alman Arkeoloji Enstitüsü'nden Prof. Dr. Klaus Schmidt bu heykelleri gördü ve tarihin akışını değiştiren Göbeklitepe kazıları bu sayede başladı. Arazinin kamulaştırılmasının ardından Mahmut Yıldız alandan hiç kopmadı; Klaus Schmidt ile 20 yıl boyunca kazı ustası olarak çalıştı. Vefat edene kadar hem de ilerleyen yaşına rağmen yöresel kıyafetleri ve beyaz sakalıyla Göbeklitepe'nin tescilli resmi ve gönüllü koruyucusu olarak turistleri karşılamaya devam etmişti.
Şanlıurfa Karahantepe’yi de kaçak kazılar karşı Kargalı Köyünde bulunan 2 hanelik 10 kişinin yaşadığı Can ailesi ise 28 yıldır gönüllü olarak koruyor.

'KAÇAK KAZILARA İZİN VERMİYORUZ'

Göbeklitepe’yle benzerlik taşıyan Karahantepe’yi 1997 yılından beridir kaçak kazıların önüne geçmek için gönüllü korumalık yaptığını ifade eden Mehmet Can şunlar söyledi: “Burası 1997 yılından beridir, bu bölge sit alanı olarak kullanılıyor. 28 yıldır bu bölgeyi gönüllü olarak koruyoruz. Daha önce bu bölgede kaçak kazılar yapılıp alan tahrip ediliyordu. Bizler bu kaçak kazıları o günden beridir izin vermiyoruz. Buranın taş devrinden kalan bir tarihi vardır. Devletimiz burayı sit alanı etmesiyle birlikte 2019 yılında kazı çalışmalarına başlandı. Bu bölgenin Göbeklitepe’den daha eski bir tarihe sahip olduğu söyleniyor. Göbeklitepe’de kullanılan teknoloji burada görülmüyor. Burada şu anda 250 adet T tipi dikili taşların olduğu biliniyor. Buranın gün yüzüne çıkması nedeniyle çok sevinçliyiz. Devletimiz ve insanlık için burası yeni bir başlangıç olacaktır. Ben bu anlamda sayın bakanımıza ve kazı başkanımız Nemci Karul’la teşekkür ediyorum" dedi.

'GÖNÜLLÜ KORUYUCULARIZ'

Karahantepe’de gönüllü koruyuculuk yapan İbrahim Can ise "Burada 1997 yılında yapılan yüzey çalışmalar sonucu toprak altında 250 adet T tipi dikili taş bulunmasının ardında aile bireyleri olarak buranın gönüllü koruyucusuyuz. Buranın Göbeklitepe’yle benzerliği olduğu söyleniyor. Geçen yıl yapılan kazılarda hayvan figürlü motifler bulunmuştu. Burası Türkiye’nin yeni yüzü olmasından dolayı şeref duyuyoruz” ifadelerini kullandı.