GÜNDEM

Şanlıurfalı Gazeteci Hasan Cengiz, Doğduğu Toprakları Köşesine Taşıdı

Şanlıurfalı gazeteci Hasan Cengiz, çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği memleketine yıllar sonra geldi. Bir zamanlar top oynadığı futbol sahasının altında binlerce yıl öncesine ait yaşam izlerinin bulunduğunu görünce tarifsiz duygular yaşadı.Cengiz'in Harran’da çatlak elleriyle boyundan büyük koyunları otlatan kız çocuğu ile gün batımına yandığı anları da oldu, doğduğu topraklar da şehri keşfetmenin en iyi yolunun önce o şehre yabancılaşmaktan geçtiğinin farkına vardığı anlar da oldu.

Abone Ol

Urfa bir hayalin, bir felsefenin, bir yaşam biçiminin olduğu kadar toprağa, doğaya, tarihe ve insana adanmış bir ruhun izlerini de taşıyor. Gazeteci Hasan Cengiz de bu topraklarda doğan gazetecilik kariyerine ise 2000 yılında başlayan, hem yerel hem de dijital medyada adından söz ettiren önemli bir isim.

20 yılı aşkın meslek hayatında basın sektörünün farklı alanlarında çalışan ve yerel basının güçlenmesine önemli katkılar sunan Hasan Cengiz, Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) heyetinin 9-11 Ocak tarihleri arasında memleketi Şanlıurfa’ya gerçekleştirdiği ziyarette doğduğu topraklara yıllar sonra geldi.

TİMBİR Kurucu Üyesi ve Kastamonu Bölge Başkanı Hasan Cengiz, Kastamonu Açıksöz Gazetesi'ndeki köşe yazasında Urfa'yı "Peygamberler Şehrinde Meslek ve Gönül Yolculuğu" başlığı ile kaleme aldı. Yazısında memleketi Şanlıurfa'yı nasıl gezdiğinden çok nereleri gezdiğini aktardı, zaman zaman duygu dolu anlar yaşadı.

Hasan Cengiz'in, Urfa gezisinde Harran’da çatlak elleriyle boyundan büyük koyunları süren kız çocuğu ile gün batımına yandığı anları da oldu, Gümrük Hanında nefeslenip mırra içtiği, mengüç kahvesinin tadına vardığı anları da oldu. En çok da doğduğu topraklar da şehri keşfetmenin en iyi yolunun önce o şehre yabancılaşmaktan geçtiğinin farkına vardı.

Hasan Cengiz Urfa'ya dair "Peygamberler Şehrinde Meslek ve Gönül Yolculuğu" başlıklı köşe yazısının bir bölümünde ise şu satırlara yer verdi;

"Çocukluğumun ve gençliğimin geçtiği bu kadim şehirde, yıllar sonra bir misafir gibi Urfa’yı yeniden gözlemlemek tarifsiz duygular yaşattı bana. Bir zamanlar top oynadığım futbol sahasının altında, binlerce yıl öncesine ait yaşam izlerinin bulunduğunu görmek -bugün Mozaik Müzesi olarak karşımızda duran bu alan- tarihin adeta sıfır noktasında yaşadığımızı bir kez daha hatırlattı.

Göbeklitepe, Karahantepe ve Harran’da yaptığımız gezilerde; insanlık tarihinin binlerce yıl öncesine uzanan izlerini yerinde görmek, bu şehrin neden “medeniyetlerin beşiği” olarak anıldığını daha iyi kavramama vesile oldu. Özellikle Harran’da, dünyanın bilinen ilk üniversitesinin kalıntılarını yerinde görmek; bilimin, felsefenin ve astronominin bu topraklardan dünyaya yayıldığını hissetmek hepimiz için son derece etkileyiciydi. Asırlar önce ilim talebelerinin dolaştığı avlularda yürümek, Urfa’nın sadece inancın ve tarihin değil, aynı zamanda bilginin de merkezi olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi."

Yazının Tamamını Okumak İçin TIKLAYIN