GÜNDEM

Şanlıurfalı Milli Aşiretinin Önde Gelen İsmi Mehmet Milli Vefat Etti

Şanlıurfa Viranşehirli Milli Aşiretinin önde gelen ismi ve sıradışı öyküsü ile tanınan, 32 yıl Interpol tarafından ‘kırmızı bültenle’ arandıktan sonra 2011 yılındaki çözüm sürecinde Türkiye'ye dönen Mehmet Milli, ikinci çözüm sürecinin başladığı şu günlerde Ankara'da vefat etti.

Abone Ol

1977'de kaçak yaşayan 1980 ihtilalinde idam fermanı verilen kanat önderi Mehmet Milli'nin cenaze töreniyle ilgili henüz açıklama yapılmadı.

2011’de Çözüm Süreci kapsamında Türkiye’ye döndüğünde devletin resmi töreniyle karşılandı ve köyü iade edildi. Cumhurbaşkanlığı’nda kabul edilen Milli, bu süreçte “silah dönemi bitmiştir, kalem dönemi başlamıştır” sözleriyle barışa çağrısı yapmıştı.

Mehmet Milli'nin hayatı 2021 yılında kitap olmuştu. Gazeteci Ömer Şahin, Mehmet Milli’nin yaşamını 18 ay 10 günde kitaplaştırdığını duyurmuştu.

Türkçe’de kaplan anlamına gelen Kürtçe ‘Pling’ ismi verilen kitapta, Mehmet Milli’nin sıra dışı yaşamına ilişkin ilginç bilgiler yer alıyor.

YAZARINDAN HÜZÜNLÜ PAYLAŞIM !

Mlli Aşiretinin önde gelen ismi Mehmet Milliyi anlattığı "Pling" kitabının yazarı gazeteci Ömer Şahin acı haberi şu ifadelerle durdu "Filmlere konu olacak çileli hayatını kaleme aldığım , kendisinden çok şey öğrendiğim güzel insan Mehmet Milli nam-ı diğer Pling'in vefat haberini aldım.
Çok üzgünüm . Yaşadığı onca çileli hayata rağmen bu ülke ve insanı için atan kalbinin yakın şahidiyim. Allah rahmet etsin, mekanı cennet olsun."

75 Yaşında Bir Çocuk Öldü

“Bir eşkıya öldüğü zaman bir yıldız kayar,” diyordu eski filmlerden bir replik. O gece, Gök yüzünden bir yıldız kaydı. Belki de gökten süzülen o ışık, 75 yıl boyunca içinde büyüyememiş bir çocuğun vedasıydı.

Mehmet Milli… Halkın dilinde Plîng. Dışarıdan bakıldığında kaplan kadar sert, adıyla anılır bir efsane. Ama gerçekte, daha çocukken babası öldürülen, kardeşinin kanına tanık olan bir yetimdi. Çocukluğu, bir gecede elinden alınmıştı. O gün, sırtına kaldıramayacağı bir yük yüklendi ve bu yük, ömrünün sonuna kadar omuzlarında kaldı.

Arabük köyünde dut ağacının gölgesinde oynayacağı oyunlar yarım kaldı. Arkadaşlarının kahkahaları arasında onun payına düşen, gölgelerle konuşmayı öğrenmek oldu. Bir çocuğun en çok aradığı şey, babasının omzudur. Mehmet’in o omzu hiç olmadı. Gözlerindeki çocuk bakışı, yerini zamanla kimsesizliğin ürkek ama dirençli bakışına bıraktı. Hayatın ona söylediği ilk söz, “Kendi yolunu kendin bulacaksın,” oldu.

Gençlik yılları, kaçışlarla, sürgünlerle geçti. Suriye’nin dar sokakları, İsveç’in uzun kış geceleri, Romanya’nın ıslak kaldırımları… Yabancı dillerin, yabancı yüzlerin arasında Mehmet, aslında hep çocukluğunu aradı. Babasının yokluğunu, kardeşinin sessizliğini, köyünün üzerine çöken kara haberleri ömrü boyunca kalbinde taşıdı.

Yaşar Kemal’in ona dair söylediği rivayet edilen o söz hâlâ kulaklarda: “Önce seni tanısaydım, İnce Memed’i değil, senin hayatını yazardım.” Çünkü onun hikâyesi, bir eşkıyadan çok, çocuk yaşta elinden alınmış masumiyetin ve bitmeyen yalnızlığın hikâyesiydi.

Ve şimdi, ölüm haberi Urfa’ya bir yıldız kayması gibi düştü. İnsanlar dualarla, hatıralarla, tartışmalarla uğurlayacak . Ama geriye kalan tek hakikat şuydu: Yetim bir çocuk, 75 yıl boyunca büyüyemeden yaşadı ve çocuk olarak öldü.

Gökyüzünden kayan yıldız o gece hepimize aynı mesajı verdi: Yetim bırakılan hiçbir çocuk aslında büyümez. Onlar, ya sessiz kahramanlara dönüşür ya da geride kalanların vicdanına ağır bir soru işareti bırakır. (Taha Eyyüp Siyahhan /Şanlıurfa)