Viranşehir Sefertepe'de 2021 ve 2022 kazı sezonları içerisinde çalışılan beş açmada kompleks olarak tanımlanan bir yapı grubu açığa çıkarıldı

Şanlıurfa Neolitik Çağ Araştırmaları Projesi (Taş Tepeler) kapsamında, İstanbul Üniversitesi Tarihöncesi Arkeolojisi Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Emre Güldoğan’ın bilimsel danışmanlığında iki yıldır yürütülen Sefertepe kazılarında önemli bulgular ortaya çıkıyor.

Şanlıurfa ilinde geçmiş yıllarda gerçekleştirilmiş önemli kazı çalışmaları var. Bunların yanı sıra 1995 yılında çalışmaları başlayan ve günümüzde de halen devam eden Göbeklitepe, bilim dünyasına Neolitik Dönem hakkında önemli veriler kazandırdı. Tüm bu veriler beraberinde yeni sorular da doğurdu. Taş Tepeler projesi içerisinde yer alan tüm arkeolojik kazı çalışmaları Neolitik Dönem’in anlaşılmasında önem teşkil ediyor.

Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem yerleşimi olan Sefertepe de bu arkeolojik kazı alanlarından biri olma özelliğini taşıyor. Sefertepe, Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesi, Eskikale ve Kırbalı mahalleleri sınırlarında, Şanlıurfa’nın 70 km doğusunda yer alıyor.

Sefertepe ilk olarak Harran Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden A. Cihat Kürkçoğlu, Bahattin Çelik ve Muharrem Oral tarafından gerçekleştirilen Şanlıurfa Bölgesi Kültür Envanteri Projesi kapsamında 2003 yılında tespit edilmiş ve envantere eklenmişti. Bu proje kapsamında yapılan yüzey araştırmaları sırasında üst kısımları toprak üzerinde görülen 16 adet dikilitaş belgelenmişti.

Bir Operasyonda Urfa Zabıtasından!22 Ton Soğana El Koydu Bir Operasyonda Urfa Zabıtasından!22 Ton Soğana El Koydu

Araştırma ekibi, Sefertepe Neolitik yerleşiminin, kültür tarihi içerisindeki yerinin anlaşılması için önem taşıyan kazı çalışmalarının ayrıca Neolitik Dönem’i anlamak konusunda da bilim dünyasına önemli katkılar sunacağını düşündüklerini belirtiyor.

Dikilitaşları olan yapı kompleksi

2021 ve 2022 kazı sezonları içerisinde çalışılan beş açmada kompleks olarak tanımlanan bir yapı grubu açığa çıkarıldı. Mimarisine bakıldığında dörtgen planlı oldukça düzgün inşa edilmiş duvar dizilerine sahip yapılar görüldü. Oldukça iyi şekilde korunmuş olan duvar dizileri 8-10 sıradan oluşuyor. 

Mimaride görülen diğer önemli noktaları, yapı içlerinde bulunan seki, payanda gibi yapı öğeleri ile örneklerine Dicle Havzası’ndaki Neolitik Dönem yerleşimlerinde rastlanan dörtgen formlu taş bloklardan oluşan bir platform örneği oluşturuyor.

Yapı kompleksi içerisinde üç tanesi T biçimli, yedi tanesi dörtgen formda olmak üzere toplamda 10 adet dikilitaş bulundu. Bu dikilitaşlar, mekan içlerine bazıları kuzey- güney bazıları doğu-batı doğrultu olarak yerleştirilmiş.

T biçimli dikilitaşlardan birinin bulunduğu mekanda tabana kadar inildi ve üzerinde bir yenileme evresi de olan terrazzo taban ortaya çıkartıldı. Bu mekanda bulunan T biçimli stelin boyu 1,84 cm ve doğuya bakan yüzünün alt ve üst kısımlarında geometrik formlarda bezemeler görülülebiliyor.

Çok sayıda boncuk ortaya çıkıyor

Sefertepe’deki buluntu gruplarına bakıldığında yontmataş, sürtmetaş ve kemik endüstrisine ait çok sayıda örnek ortaya çıktı. Bunlar arasında oldukça tanımlı ok uçları, kazıyıcılar, yassı balta, keski, keser, bız ve iğne örnekleri yer alıyor.

Küçük buluntu grubu içerisinde ise halka parçaları, başlanmış fakat tamamlanmamış figürin örnekleri dışında minyatür formda T biçimli stel örnekleri, üzeri çizili taş nesne örnekleri ile farklı hammadde ve formlara sahip boncuk örnekleri bulunuyor.

Özellikle boncuk grubu gerek sayısal, gerekse çeşitlilik olarak diğer küçük buluntu gruplarına göre farklılık gösteriyor. Boncuklardaki hammadde tercihlerine bakıldığında yerel kaynakların yanında bölgede kaynağı görülmeyen hammaddelerden de üretilmiş boncuk örnekleri mevcut (Jade ve magmatik labradoritten yapılmış örnekler). Ayrıca biçimsel olarak bölgedeki diğer Çanak Çömleksiz Neolitik yerleşimlerden de bildiğimiz formlar Sefertepe’de de görülürken, başka yerleşimlerde rastlanmayan formlarda boncuk örnekleri de bulundu.

Yabani hayvanlara ait kemikler

Sefertepe kazı çalışmalarındaki bir diğer buluntu grubunu ise hayvan kemikleri oluşturmaktadır. Şu ana kadar ki buluntular değerlendirildiğinde 14 farklı türe ait örnekler tespit edildi. Araştırmacılar, bu türlerin hepsinin yabani olduğunu söylüyor.

Hayvan kemikleri arasında baskın grubu ceylan oluştururken bunun dışında domuz, koyun, keçi, tavşan, sığır, kızıl geyik, at, eşek, kirpi, sıçan, yırtıcı kuş ve kedi kemikleri de bulunuyor.