GÜNDEM

Şanlıurfa Barosundan, Kürt Sorunun Çözümüne Katkı Sunma Toplantısı

Şanlıurfa Baro Başkanı Avukat Abdullah Öncel, yaşanan barış ve çözüm sürecine ilişkin açıklama yaptı. Öncel, bir otelde düzenlediği basın toplantısında, barış için herkesin kararlı olduğunu belirtti.

Abone Ol

Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yollarla çözümüne katkı sunmak amacıyla; toplumsal sorunların giderilmesi, ülke yönetimi ve demokratikleşme sürecine ilişkin ılımlı bir zemin oluşturmak üzere düzenlenen basın toplantısı, Baro Genel Sekreteri Av. Yasemin Güleç'in açılış konuşmasıyla başladı.

Ardından Baro Başkanı Av. Abdullah Öncel, Baro Başkan Yardımcısı Av. Fırat Melik, İnsan Hakları Derneği (İHD) Urfa Şubesi Eşbaşkanı Av. Baver Gül, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Urfa Şubesi Eşbaşkanı Av. Yasin Aktaş ve dernek üyesi Av. Meral Halat tarafından sunumlar yapıldı, gazetecilerin soruları cevaplandırıldı.

Şanlıurfa Barosu İnsan Hakları Merkezi Divan Üyesi Av. Ferhat Oldurur, süreç ile ilgili olarak bugüne kadar yapılan çalışmaları içeren bir slayt gösteriminde bulundu.

40 yılı aşkın süredir devam eden şiddet sarmalı içerisinde ağır acılar çekildiğini,, ciddi insan hakları ihlalleri yaşandığını ancak buna rağmen halk düzeyinde birlikte yaşama iradesinden vazgeçilmediğini hatırlatan Şanlıurfa Baro Başkanı Avukat Abdullah Öncel, basın toplantısındaki açıklamasında şu ifadeleri kullandı;

"Sayın Devlet Bahçeli’nin önerisi, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın sahiplenmesi, Sayın Öcalan’ın çağrısı ve siyasal partilerin kahir ekseriyetinin desteğiyle barış süreci şekillenmeye başlamıştır. Başkaca bir gücün müdahalesi söz konusu olmaksızın, muhatap aktör ve kurumlar eliyle bu sürecin şekillenmesi toplum nezdinde memnuniyetle karşılanmaktadır.

Görüştüğümüz konuştuğumuz herkes, barışın, bu sürecin olumlu sonlandırılması adına inanılmaz özenli cümleler kullanıyor. Karşı tarafı incitmemek adına her iki tarafta çok hassas yürütüyor. Sizler de bizler de inanırsak ve halkımız da inanırsa bu sürecin kesinlikle olumlu sonuçlanacağını düşünüyorum."

ŞANLIURFA BAROSUNUN 17 MADDELİK ÖNERİSİ

Baro tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’nin hukuk sisteminde yer alan kurumlar olarak meseleyi çok boyutlu ele aldıklarına vurgu yapılarak, tespit ve öneriler şu şekilde sıralandı.

“1. TBMM’nin Kurucu Rolü:

Türkiye Büyük Millet Meclisi, halkın doğrudan temsil edildiği en yüksek organ olarak sürecin meşruiyeti, toplumsallaşması ve kurumsallaşması bakımından tarihsel ve anayasal sorumluluğa sahiptir. Bu nedenlerle barış sürecinin yürütülmesinde aktif ve kurucu bir rol üstlenmelidir.

2. Temel Haklar ve Özgürlükler: Demokratik bir toplumun temeli olan düşünceyi açıklama, ifade ve örgütlenme özgürlüklerinin herhangi bir baskı veya cezai yaptırıma maruz kalmaksızın kullanılması sağlanmalıdır. Bu özgürlüklerin güvence altına alınması, toplumsal barışın inşasında hayati öneme sahiptir.

3. Eşit Yurttaşlık : Tüm yurttaşların etnik, dilsel, kültürel ya da inançsal fark gözetilmeksizin eşit hak ve yükümlülüklere sahip olduğu gerçeği anayasa ve yasalarla güvence altına alınmalıdır. Eşit yurttaşlık ilkesini zedeleyen uygulamalar sona erdirilmeli, bu ilkeyi güçlendirecek hukuki düzenlemeler yapılmalıdır.

4.Siyaset Yapma Hakkı: Siyasal katılım, demokratik meşruiyetin temelidir. Bu bağlamda halk iradesini temsil eden kişi ve kurumların siyaset yapma hakkı; baskı, gözdağı, yargısal taciz ve ceza tehdidinden arındırılmalıdır.

5. Cezaevleri Reformu: Özellikle ağır hasta tutuklu/hükümlülerin sağlık ve yaşam hakkı gözetilerek infaz koşulları insan onuruna uygun biçimde yeniden düzenlenmeli, infaz yasasında eşitlik ve adalet ilkeleri doğrultusunda kalıcı bir rejim inşa edilmelidir.

6. Kayyım Uygulaması: Seçme hakkını ve halk iradesini hiçe sayan kayyım uygulamaları, demokratik sistemin temel ilkelerine aykırıdır. Seçilmiş yerel yöneticilerin görevden alınarak yerlerine atanmış kişilerin getirilmesi uygulaması derhal sona erdirilmeli ve bu uygulamayı mümkün kılan yasal düzenlemeler kaldırılmalıdır.

7. Uluslararası ve Yargısal Yükümlülükler: Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin bağlayıcı yönü dikkate alınarak AİHM kararlarına eksiksiz uyulmalı, bu kararların uygulanmaması alışkanlığına son verilmelidir. Yine Anayasal hükümleri yorumlama konusunda nihai makam olan Anayasa Mahkemesi kararlarına saygı gösterilmeli ve kararlarına uyulmalıdır.

8. Yargı Bağımsızlığı: Yargının siyasal müdahalelerden arındırılarak bağımsız ve tarafsız bir şekilde işlemesi sağlanmalıdır. Özellikle politik içerikli davalarda gözaltı ve tutuklama gibi tedbirlerin keyfî kullanımı son bulmalı, adil yargılanma hakkı mutlak olarak korunmalıdır.

9. İdari Yasaklar: Barışçıl gösteri, toplantı ve örgütlenme hakkını sınırlayan keyfî idari kararlar ve sıkıyönetim döneminden kalma uygulamalar sona erdirilmeli; İl Özel İdaresi Kanunu ve benzeri düzenlemelerdeki özgürlükleri kısıtlayıcı hükümler kaldırılmalıdır.

10. Silahlı Yapıdan Çıkış: Şiddet ve silahı terk etmiş örgüt mensuplarının barışçıl toplumsal yaşama katılımı için gerekli olan hukuki çerçeve oluşturulmalı, toplumsal entegrasyonun sağlanması amacıyla düzenleyici ve koruyucu tedbirler alınmalıdır.

11. Hakikat ve Yüzleşme Komisyonu: Geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlallerini araştırmak, mağdurların yaşadığı travmaları tanımak ve toplumsal hafızayı onarmak amacıyla bağımsız ve etkili bir Hakikat ve Yüzleşme Komisyonu kurulmalıdır.

12. Ortak Hafıza İnşası: Türk ve Kürt halklarının geçmişte yaşadığı ortak acılar adil ve insani bir şekilde tanınmalı, bu acıların hatırlanmasıyla toplumsal hafıza güçlendirilerek ortak bir gelecek inşa edilmelidir.

13. Yerel Yönetim Reformu: Katılımcı demokrasinin yaygınlaştırılması için yerel yönetimlerin yetki alanları genişletilmeli, yerinden yönetim ilkesi güçlendirilmelidir. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nda ki çekinceler kalıdırılmalı ve merkezi vesayet uygulamalarına son verilerek halkın doğrudan yönetime katılımı sağlanmalıdır.

14. Dil ve Kültürel Haklar: Kürt dili ve kültürü başta olmak üzere tüm etnik kimliklerin kültürel ifade alanları anayasal güvence altına alınmalı, anadilde eğitim ve kamu hizmetlerine erişim konusundaki engeller kaldırılmalıdır.

15. Güvenlik Politikaları: Güvenlik politikaları demokratik hukuk devleti ilkelerine uygun hale getirilmeli, toplumu kriminalize eden uygulamalara son verilmelidir. Güvenlik anlayışı, insan güvenliğini esas alacak şekilde yeniden tanımlanmalıdır.

16. Sosyoekonomik Politikalar: Barışın inşası ve sürdürülebilirliği için sadece siyasi değil, sosyal ve ekonomik alanlarda da eşitsizliklerin giderilmesi gerekmektedir. Bölgesel yoksulluğun ortadan kaldırılması, istihdam ve eğitim olanaklarının geliştirilmesi için uzun vadeli, katılımcı ve eşitlikçi politikalar hayata geçirilmelidir.

17. Yeni Anayasa Süreci: Yukarıda ifade edilen düzenlemelerin ardından toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla demokratik, özgürlükçü ve çoğulcu bir anayasa yapım süreci başlatılmalı. Yeni Anayasa farklılıkları tanıyan ve kapsayan bir toplumsal sözleşme niteliğinde olmalıdır.”