Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Berlin Devlet Müzelerine bağlı Vorderasiatisches Museum iş birliğiyle hazırlanan ‘Toplumun Keşfi: 12 Bin Yıl Önce Göbeklitepe ve Taş Tepelerde Yaşam’ sergisinin açılışı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla Berlin’de gerçekleştirildi.
Programa; Almanya Kültür ve Medyadan Sorumlu Devlet Bakanı Wolfram Weimer, Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Gökhan Turan, Alman Arkeoloji Enstitüsü Başkanı Friederike Fless, sergi fotoğraf sanatçısı Isabel Munoz, Taş Tepeler Projesi Başkanı Necmi Karul ve Ön Asya Müzesi Direktörü Barbara Helwing de katıldı.
Bakan Ersoy, Berlin Museuminsel’de yer alan James-Simon Galerie’de düzenlenen serginin açılışında yaptığı konuşmada, insanlığın ortak geçmişine ait benzersiz bir mirası Avrupa’nın kalbinde dünya ile buluşturmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Sergiyle insanlık tarihinin en erken ve en çarpıcı sayfalarından birine birlikte tanıklık edildiğini ifade eden Ersoy, Göbeklitepe ve Taş Tepeler üzerinden insanlığın ortak geçmişine ait eşsiz bir mirasın ziyaretçilere sunulduğunu dile getirdi.
‘Arkeoloji Ortak Hafızayı Görünür Kılıyor’
Arkeolojinin, ortak hafızanın üzerindeki toz ve toprağı kaldırarak insanlığı ayrışmanın olmadığı, birlikte yaşanan çağların gerçekliğiyle buluşturduğunu vurgulayan Ersoy, modern dünyanın bilimsel ve teknolojik ilerlemesine rağmen geçmişin hala insanlığa öğretecek büyük değerler ve dersler barındırdığını bildirdi. Türkiye olarak bu değerleri ve dersleri tüm insanlıkla paylaşmak istediklerini aktaran Ersoy, bu nedenle Türkiye’de yürütülen arkeolojik çalışmaların dünyanın en önemli ve kapsamlı projeleri arasında yer aldığını kaydetti.
Göbeklitepe’yi de kapsayan Taş Tepeler Projesi’nin bu yoğun ve titiz çalışmanın bir sonucu olarak ortaya çıktığını belirten Ersoy, söz konusu projenin bugüne kadar bilinen birçok bilgiyi kökten değiştirdiğini dile getirerek, şöyle konuştu:
“Medeniyet kavramının filizlendiği ve Bereketli Hilal olarak bilinen coğrafyanın Türkiye sınırları içinde kalan bölümünde, özellikle Şanlıurfa ve çevresinde, insanlığın yönünü belirleyen en önemli değişim ve dönüşümlerin yaşandığı ortaya çıkmıştır. Neolitik Çağ’da, avcı-toplayıcı yaşam biçiminden yerleşik hayata ve besin üretimine geçiş sürecinin en erken izleri, 12 bin yıllık geçmişiyle Göbeklitepe ve Taş Tepeler adı altındaki yerleşim alanlarında keşfedilmiştir. Yalnızca tarımın değil mimarinin, heykeltıraşlığın, inanç sistemlerinin ve toplumsal örgütlenmenin de sanıldığından çok daha erken bir tarihte geliştiğini ortaya koyan bu keşifler, insanlık tarihinin bu aşamalarını yeniden yorumlamamızı sağlamaktadır.”
Neolitik Toplumların İzleri
Sergide yer alan eserlerin, Neolitik Çağ insanının dünyayı algılayış biçimini, doğayla kurduğu ilişkiyi ve toplumsal yapısını anlamaya olanak tanıdığını vurgulayan Ersoy; Göbeklitepe, Karahantepe ve Sayburç gibi alanlardan elde edilen buluntuların sembolik düşüncenin, ortak ritüellerin, kamusal yaşamın ve karmaşık toplumsal yapıların tarım toplumlarından çok daha önce ortaya çıktığını açıkça gösterdiğini söyledi.
Neolitik insanın heykeltıraşlıktaki ustalığını yansıtan özgün örneklerin yanı sıra günlük yaşamı, ritüelleri ve sembolik dünyayı anlatan çok sayıda eserin sergide yer aldığını aktaran Ersoy, bu seçkinin insanlığın en erken toplumlarına dair bilgiyi derinleştirdiğini ve ortak kökenlere dair evrensel bir düşünme alanı sunduğuna dikkati çekti.
‘Taş Tepeler Evrensel Bir Değer Taşıyor’
2021 yılında hayata geçirilen Taş Tepeler Projesi’nin, Göbeklitepe’nin de dahil olduğu bu büyük dönüşümü bölgedeki çağdaş Neolitik yerleşimlerle birlikte ele aldığını anımsatan Ersoy, bugün çok sayıda Türk ve yabancı akademik kurumun yer aldığı geniş bir uluslararası bilimsel iş birliği ağıyla çalışmaların sürdürüldüğünün altını çizdi. Ersoy, bu yönüyle Taş Tepeler’in ülkeler arasında kurulan bilimsel diyaloğa da hizmet eden evrensel bir değer taşıdığını belirtti.
Kongreler, Sergiler Ve Uluslararası Tanıtım
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Göbeklitepe’nin yanı sıra Taş Tepeler Projesi’nin uluslararası bilinirliğinin artırılmasının büyük önem taşıdığıbı vurgulayan Ersoy, bu doğrultuda somut adımlar atıldığını ve atılmaya devam edildiğini açıklayarak, şu detayları paylaştı:
“İlk kez 2024 yılında Şanlıurfa’da, 64 ülkeden 487 kurumu temsil eden 1000’i aşkın bilim insanının katılımıyla ‘Dünya Neolitik Kongresi’ni gerçekleştirdik. Bölgede çalışmalar yapan kazı ve araştırma ekiplerimiz tarafından dünyanın farklı ülkelerinde 100’ü aşkın konferans verildi. Bu sergide de önemli eserleri yer alan ünlü fotoğraf sanatçısı Sayın Isabel Munoz tarafından İstanbul, Ankara ve Madrid’de sergiler düzenlendi. Yine bu sergimiz de Taş Tepeler projesi kapsamında elde edilen bilimsel verilerin geniş kitlelerle paylaşılması yönündeki kararlılığımızın önemli adımlarından birini oluşturmaktadır. 2024–2025 yılları arasında Roma’nın ihtişamlı yapısı Kolezyum’da düzenlenen ‘Göbeklitepe: Kutsal Bir Yerin Gizemi’ sergisinin gördüğü yoğun ilgi, bu mirasın evrensel niteliğini bir kez daha ortaya koymuştur. Şimdi Berlin’de, aynı hikayeyi Avrupa’nın diğer bir kültür başkentinde ve yeni bir perspektifle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz.“
Gelecek yıllarda Taş Tepeler temalı sergiler için İngiltere, Japonya ve Fransa’daki kurumlarla görüşmelerin sürdüğünü aktaran Ersoy, bu sürecin devam edeceğini kaydetti.
Türkiye–Almanya İş Birliği Vurgusu
Almanya ile Türkiye arasında kültür, bilim ve arkeoloji alanlarında uzun yıllara dayanan güçlü bir iş birliği geleneği bulunduğunu söyleyen Ersoy, 1929 yılında İstanbul’da kurulan Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün Türkiye’de önemli araştırmalara imza attığını hatırlattı. Ersoy, bu serginin karşılıklı anlayışı, bilimsel ortaklığı ve kültürel diyaloğu daha da güçlendireceğine inandığını dile getirerek, gelecekte ortak araştırmalar ve projelerle bu iş birliğini derinleştirmeyi arzu ettiklerini ifade etti. Ersoy, Göbeklitepe’nin anlaşılması ve tanıtılmasında büyük emeği bulunan Prof. Dr. Klaus Schmidt’i ve Anadolu arkeolojisine katkılarıyla bilinen Alman Arkeoloji Enstitüsü eski Müdürü Harald Hauptmann’ı da saygıyla andı.
Berlin’deki bu buluşmanın gerçekleşmesine katkı sağlayan Almanya Kültür ve Medya Bakanı Wolfram Weimer’e teşekkür eden Ersoy, serginin hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Barbara Helwing ve ekibine de şükranlarını sundu.
Alman Bakan Weimer ise serginin açılışında yaptığı konuşmada, söz konusu eserlerin Türkiye dışında Müze Adası’nda sergilenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Weimer, sergide yer alan eserlerin insanlık ve medeniyet tarihi açısından olağanüstü bir öneme sahip olduğunu vurgulayarak, bu bulguların arkeoloji alanında yeni bir ufuk açtığını bildirdi.
Türk ve Alman arkeologlar arasındaki yüzyıllara dayanan iş birliğine dikkati çeken Weimer, bu bilimsel ortaklığın insanlığın ortak kökenlerini anlamaya yönelik güçlü bir örnek oluşturduğunu belirtti. Weimer ayrıca, açılış öncesinde Bakan Ersoy ile bir araya geldiklerini söyleyerek, görüşmede arkeoloji alanında geleceğe dönük ortak çalışmaların ele alındığını aktardı.




