CHP’nin hukukçu vekili Şanlıurfalı Mahmut Tanal, enflasyon oranını düşük açıklayarak vatandaşların mağduriyetine yol açtığı gerekçesiyle TÜİK yetkilileri hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal, enflasyon oranını düşük açıklayarak vatandaşların mağduriyetine yol açtığı gerekçesiyle Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) yetkilileri hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Tanal dilekçesinde, “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “Görevi kötüye kullanma” iddiasıyla TÜİK’teki şüpheliler hakkında gerekli kovuşturmanın yapılarak, kamu davası açılmasını talep etti.

Bayrakların Miting Sonrası Toplatılmamasına Tepki Geldi Bayrakların Miting Sonrası Toplatılmamasına Tepki Geldi

VERİLER ÖRTÜŞMÜYOR

Dilekçesinde, 2022 Ekim ayı enflasyon oranının, TÜİK tarafından 3 Kasım’da açıklandığını hatırlatan Tanal, İstanbul Ticaret Odası (İTO) ve bağımsız ekonomistlerden, akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) verileri ile TÜİK’in verilerinin örtüşmediğine dikkat çekti. Tanal, suç duyurusu dilekçesinde, Ekim ayı enflasyonunu yıllık bazda İTO yüzde 108.77, ENAG yüzde 185.34 olarak açıklarken, TÜİK’in söz konusu enflasyon oranını yüzde 85.51 olarak duyurmasının, kamuoyu nezdinde soru işaretlerini arttırdığını kaydetti.

TÜİK’in enflasyon verilerinin güvenilir olmadığı, siyasi müdahalelerle enflasyon verilerinin şekillendiği, gerçek enflasyon rakamlarının gizlendiği iddiasının, Türkiye kamuoyunda uzunca süredir tartışıldığına dilekçesinde işaret eden Tanal, enflasyonun Türkiye’nin ekonomik ve sosyal hedeflerine ulaşması, uluslararası alanda istediği noktaya gelmesi ve refah toplumuna dönüşmesi konularında karşılaştığı engeller arasında ilk sırada yer aldığını dile getirdi.

Dilekçede, yüksek enflasyonun makro dengelerden, aile içi ilişkilere kadar olan pek çok alanda ekonomik, sosyal ve psikolojik olumsuz etkileri bulunduğunu belirten Tanal, “Bu kadar geniş bir alanda etki göstermesi nedeniyle istatistikî bilgi olmadan devletin gelecek planlaması, etki analizi, denetleme görevi ve yatırım planlaması görevlerini yürütmesinin düşünülemeyeceğine” vurgu yaptı.

MAAŞ ZAMMINI ENFLASYON BELİRLİYOR

Devletin önemli kurumlarından biri olan TÜİK’in başta gelen görevinin, ürettiği istatistiklerde adaletli, şeffaf ve gerçekçi olması olduğunu ifade eden Tanal, toplu iş sözleşmeleriyle çalışan sendikalı işçilerin ve kamu emekçilerinin ücret ve maaşlarına yapılacak zamların, asgari ücrete yapılacak zamların, özel sektörde çalışan emekçilerin ücretlerine yapılacak zamlar ile memur, işçi ve BAĞKUR emeklilerinin maaşlarına yapılacak zamların tamamının TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranlarına bağlı belirlendiğini belirtti.

Tanal, suç duyurusu dilekçesinin devamında şunları aktardı: “Tüm bu zamların belirlenmesi haricinde mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki değişim oranlarının izlenmesi, satın alma gücü değişiminin bulunması, Merkez Bankasının para politikaları, ücretlerin ve fiyatların ayarlanması başta olmak üzere devletin neredeyse tüm politikalarında enflasyon gösterge olarak kullanılmaktadır. Ayrıca 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranı da enflasyon rakamlarına göre belirlenmektedir. Ancak Türkiye İstatistik Kurumu; görevinin ne denli önemli ve hayati olduğunun bilincine varamamış, tutarlılıktan ve gerçekçilikten uzak enflasyon verilerini kamuoyuna sunmuştur. Kamuoyu da hissedilen enflasyon ile açıklanan enflasyon arasında uçurum olduğunun farkındadır. Halkımızın alım gücü sürekli olarak düşmekte ve yoksulluk; TÜİK’in açıkladığı verilerden uzak bir şekilde her geçen gün daha da derinleşmektedir.”

TÜİK KANUNU’NDAKİ İLKELERE UYULMUYOR

Suç duyurusu dilekçesinde, “Resmî istatistiklerin kalitesinin geliştirilmesi için Program kapsamında üretilen istatistiklerin, güvenilirlik, tutarlılık, tarafsızlık, istatistikî gizlilik, güncellik ve şeffaflık ilkelerine göre hazırlanıp ve uygulanması, resmî istatistiklerin gerçekleri yansıtmasının sağlanması, tüm kullanıcılara tarafsız ve eş zamanlı olarak sunulması, gizlilik ilkesine riayet edilmesi, kamuoyunun bilgi edinme hakkının gözetilmesinin temel esaslar olduğu” vurgusunun yer aldığı 5429 Sayılı Türkiye İstatistik Kurumu Kanunu 4. maddesini aktaran Tanal, “İstanbul Ticaret Odası ve Enflasyon Araştırma Grubu’nun hazırladığı verilerin, Türkiye İstatistik Kurumu ile örtüşmemesi, vatandaşlarımızın alım gücündeki düşüşü her geçen gün en ağır şekilde hissetmesi, temel tüketim maddeleri başta olmak üzere mal ve hizmet alımlarındaki fahiş zamlar, yurttaşlarımızın belini büken hayat pahalılığı, TÜİK verilerinin gerçeği yansıtmadığının göstergesidir” ifadesini kullandı.


Türkiye İstatistik Kurumu Kanunu’nun açıklanan 4. maddesinde, TÜİK’in istatistiklerinin niteliklerinin tek tek sayıldığını dilekçesinde belirten Tanal, “Savcılık makamınca tespit edilecek şüphelilerin, tüm bu ilkelere riayet etmeden enflasyon hakkında verileri belirlediklerini, doğruları yansıtmayan bu verileri kamuoyuyla da paylaşarak hem Türk Ceza Kanunu kapsamında ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçunu hem de ‘görevi kötüye kullanma’ suçunu işlediklerini” iddia etti.

Anayasamızın “Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz” hükmünü içerdiğini dilekçesinde vurgulayan Tanal, “Vatandaşın emeğinin karşılığının adil olarak belirlenmesinde en önemli kriter olan enflasyon hesaplamalarının adaletli, gerçek ve şeffaf bir biçimde açıklanması noktasında hak arama hürriyetinin kullanılmasının, anayasal bir halk olduğunu ifade etti.