Eğitim-Bir-Sen Şanlıurfa İl Başkanı İbrahim Coşkun yaptığı yazılı açıklamada çocukların sanal dünyaya sızmış dijital terör tarafından öğretmenlerine, arkadaşlarına eğitim kurumlarına yönelen bir saldırgana dönüştürüldüğü aktardı.
Eğitim çalışanları olarak dijital dünyada çocukları hedef alan kirli oyunların farkında olduklarını, dijital terörün karşısında eğitim çalışanlarının yanında olmaya devam edecek ve çocukları yalnız bırakmayacaklarını dile getiren Eğitim-Bir-Sen Şanlıurfa İl Başkanı İbrahim Coşkun, bu şiddet sarmalının artık bir milli güvenlik meselesi olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
Eğitim-Bir-Sen Şanlıurfa İl Başkanı İbrahim Coşkun açıklamasını şöyle sürdürdü: “Kaynağı dışarıda olsa da asıl tehlike evlerimizin içinde. Çocukları teslim almaya çalışan toplum düşmanı psikopatların oyunlarını bozmak zorundayız. Nesillerimizin selameti için milli bir seferberlik başlatmanın zamanı gelmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hususlar hepimize çeşitli ödevler yüklemektedir.
Başta ilgili kamu kurumları olmak üzere eğitimin tüm paydaşlarının katılımıyla çocuklarımıza, gençlerimize, ailelerimize ve kurumlarımıza yönelik saldırılara karşı kapsamlı bir acil eylem planı hazırlanarak ivedilikle hayata geçirilmelidir.
Yüksek sesle haykırıyoruz. Öğrencilerimizin, öğretmenlerimizin okul personelinin can güvenliği hepimizin birinci önceliğidir. Canımızı koruyamazsak diğer önlemlerin hiçbirini alamayız.
Olayın gerçekleştiği andan bugüne sürekli sahadayız. Aldığımız bilgilere göre pazartesi günü itibari ile tüm okullarımızda ek güvenlik tedbirleri alınmış olacak.
Okul baskını olarak ortaya çıkan bu menfur saldırılar, kurumlarımızın fiziki ve dijital güvenlik alanındaki açıklarını acı bir şekilde gözler önüne sermiştir.
Dijital mecralar üzerinden yürütülen istismar, tehdit ve akran zorbalığına karşı kurumlarımız ve toplumun tüm kesimleri sorumluluk almalıdır.
Sanal ortamın çocuklarımızı ve gençlerimizi hedef alan tehdit ve tehlikelerine karşı TBMM'de görüşülen düzenlemeler bir an önce yasaya dönüştürülmelidir.
Hiyerarşik ve ötekileştirici yapılar üreten dijital platformların çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri kapsamlı biçimde araştırılmalı; "oyun" adı altındaki bu sinsi platformlarla etkin mücadele yürütülmelidir.
Dijital oyunlar zorunlu içerik denetiminden geçirilmeli; "Çocuklar İçin Uygundur" sertifikası bulunmayan oyunların satışı ve erişimi engellenmelidir.
Okul polisi uygulaması zorunlu ve kalıcı hale getirilmelidir.
Aileler, çocuklarının dijital ortam kullanımını daha yakından takip etme konusunda bilinçlendirilmelidir.
Öğrenci disiplin yönetmeliği, değişen şartlar ve ihtiyaçlar dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir.
Her okula rehber öğretmen normu verilmeli ve mevcut normlar artırılmalıdır. Psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetleri güçlendirilmelidir.
Özellikle zorunlu eğitimin son 4 yılı acilen masaya yatırılmalıdır.
Mafyatik ilişkileri, silahlı sahneleri, her türlü sapkınlığı, öldürme ve yaralanmaları özendiren her türlü dizi ve yayın hangi kanalda olursa olsun RTÜK tarafından engellenmelidir.
Çocukların girdiği manevi boşluğun ve manevi hedef yoksunluğunun ifsad getirdiği muhakkak. Bu boşluğu dolduracak adımların da atılması elzemdir.
Elbette alınacak bu önlemlerin ardından eğitim neferleri de çocukları okulda sarıp sarmalayacak, bu acı ve zor günlerin tahribatını hafifletecek ve çocuklarımızı ailesine, toplumuna ve ülkesine bağlı sorumluluk sahibi gençler olarak yetiştirmek üzere sürekli sahada olacaktır.
Eğitim-Bir-Sen olarak, yaşadığımız bu feci hadiseleri milletimiz için beka sorunu olarak görüyoruz. Milletimizin bekası, gençlerimizin geleceği, çocuklarımızın ve eğitim çalışanlarının can güvenliği bütün mülahazaların üzerindedir."




