2026 yılının ilk enflasyon rakamının yüzde 4,84 olarak açıklanmasının Hakem Kurulu Kararı olan yüzde 11’lik artışın neredeyse yarısının ilk ayda eridiğini dile getiren Memur -Sen ve Eğitim-Bir-Sen İl Başkanı İbrahim Coşkun, 2026 Ocak enflasyonunun son 5 yıllık ‘Ocak ayı enflasyon rakamları’ içerisinde en düşük ve son 11 aylık enflasyon rakamları içerisinde ise en yüksek enflasyon olarak kayıtlara geçtiğini söyledi.
RAMAZAN AYI KAMU GÖREVLİLERİMİZ İÇİN ZOR GEÇECEK
En yüksek artışın gıda, ulaştırma, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda görüldüğüne dikkat çeken Memur -Sen ve Eğitim-Bir-Sen İl Başkanı İbrahim Coşkun yaptığı açıklamasındaki sözlerini şöyle sürdürdü; “Kamu görevlilerimiz başta olmak üzere sabit gelirlilerin zorunlu harcama sepetlerinde artış devam ediyor. Ramazan ayının kamu görevlilerimiz için zor geçeceği açıktır.
Hedeflenen yada beklenen enflasyonun tutması için bundan sonraki aylarda enflasyonun yüzde 1’i geçmemesi gerekiyor. Aksi takdirde hedeflenen yada beklenen enflasyonun tutma olasılığı oldukça düşük.
6 aylık dönemsel enflasyon rakamlarının son ayları genellikle baskılanarak enflasyon oranları düşürülüyor, maaş ve ücretlere yansıyacak oran ise azaltılıyor. Geçtiğimiz dönemlerde de bu hususları sık sık yaşadık, dile getirdik.
ENFLASYON DÜŞSE DE CEBİMİZDE HİSSEDİLEN ORANLARDA DEĞİŞİKLİK YAŞANMIYOR
Yıllık ve aylık enflasyon oranlarının düşmesi ekonomiye dair olumlu beklentiler açısından oldukça kıymetli. Enflasyonun hızı düşüyor, rakamlar küçülüyor fakat cebimizde hissedilen oranlarda değişiklik yaşanmıyor. Çünkü alım gücümüz gerektiği gibi, maaş ve ücretlerimiz ise hak ettiği seviyede artırılmıyor.
SAPMALARIN MALİYETİ MEMURUN EMEKLİNİN SIRTINA YÜKLENMEMELİDİR
Beklenen yada hedeflenen enflasyonun tutması için rakamsal baskılamalar değil, piyasada hissedilir politikalar üretilmeli, sapmaların maliyeti memurun emeklinin sırtına yüklenmemelidir.
2025 Ağustos ayında, toplu sözleşme görüşmelerinde, Hakem Kurulu sürecinde, Bütçe görüşmeleri öncesinde Meclis önünde Seyyanen Zam talebimizi ve beklentimizi açıkça dile getirdik.
Bugün artık resmi ve ciddi bir adımın atılması gerekiyor. 10-15 yılda bir bozulan, çalışanlar arasında kıyaslamaya mecbur bırakılan ve kamu da huzursuzluğu artıran çarpıklaşma artık son bulmalıdır. Eşit işe eşit ücret diye yola çıkılan mevcut durumda; eşit iş, eşit statü ve eşit ücret maalesef kalmamıştır. Beklentimiz açık ve nettir. Kamuda ücret reformu, personel sisteminde bütünlük ve kamu görevlileri sendikacılığında özgürlük…
Acilen; Kamuda ücret reformu yapılmalı, çalışmaları başlamalıdır. Sosyal tarafların katılımıyla tamamlanmalı, statüler arasındaki çarpıklaşma sonlandırılmalıdır. Buna uygun olarak; 4688 sayılı Kanun değiştirilmeli, masanın dışında personel sistemini bozan uygulamalara artık yer verilmemelidir. 8 dönem gerçekleştirilen, 4’ünde uzlaşma sağlanamayan bu sistemle 9. Dönem Toplu Sözleşme süreci beklenmemelidir.”





