Şanlıurfa’da, Viranşehir yolu üzerindeki köprülü kavşak yapım çalışmaları nedeniyle oluşan yoğun trafik, Harran Üniversitesi Osmanbey Kampüsü’ne ulaşmaya çalışan adayları zor durumda bıraktı. Yaşanan trafik yoğunluğu nedeniyle sınavın 30 dakika geç başlatıldığı ve böylece çok sayıda adayın sınava yetişebilmesinin sağlandığı belirtildi.

Karabük’te ise sınav merkezine gelen genç bir adayın, sınav binasının kapılarının kapanmasına yalnızca saniyeler kala ulaşmasına rağmen içeri alınamadığı yönündeki görüntüler ve haberler kamuoyunda geniş yankı buldu. Adayın yakınları ve çevrede bulunan vatandaşların çabalarına rağmen sonuç değişmedi.

Ortaya çıkan iki farklı tablo, aynı sınava giren adayların karşılaştıkları koşullar bakımından önemli bir tartışmayı beraberinde getirdi.

ÖSYM’nin yayımladığı duyuruya göre 6 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirilen 2026-KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumunda adayların saat 10.00’dan sonra sınav binalarına alınmayacağı açıkça belirtilmişti.

KPSS, kamu kurumlarında görev almak isteyen milyonlarca aday açısından büyük önem taşıyan merkezi sınavların başında geliyor. 2026-KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu 6 Eylül’de gerçekleştirilirken, Alan Bilgisi oturumlarının 12-13 Eylül tarihlerinde yapılacağı açıklanmıştı.

“Aynı şartlarda, aynı kurallar uygulanmalı”

Gazeteci ve Ziraat Mühendisi Mehmet Bilgin, yaşanan olayların sınavlarda standart uygulamanın önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek, adayların mağduriyetlerinin mümkün olduğunca önlenmesi gerektiğini ifade etti.

Bilgin, sınava hazırlanan gençlerin aylarca, hatta yıllarca emek verdiğini belirterek, “Bir tarafta ulaşım ve trafik nedeniyle sınavın geciktirilerek adayların mağduriyetinin önüne geçilmesi, diğer tarafta ise sınav merkezine saniyelerle yetişemeyen bir adayın kapıda kalması kamuoyunda doğal olarak soru işaretlerine neden oluyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bilgin, sınavların temelinde eşitlik, objektiflik ve öngörülebilirlik ilkelerinin bulunması gerektiğine dikkat çekerek, benzer olağanüstü durumlarda uygulanacak kuralların Türkiye’nin her yerinde aynı şekilde belirlenmesi gerektiğini söyledi.

“Burada mesele herhangi bir adayın mağdur edilmesi ya da başka bir adaya ayrıcalık tanınması değil. Mesele, aynı sınava giren herkes açısından kuralların mümkün olduğunca aynı, şeffaf ve öngörülebilir olmasıdır. Yıllarca emek veren, bir yıl boyunca sınava hazırlanan gençlerimizin birkaç dakikalık veya saniyelik bir durum nedeniyle bütün emeklerinin boşa gitmemesi için sistem içerisinde çözüm üretilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Şanlıurfa’da Tarım İşçilerini Taşıyan Minibüs Kanala Devrildi; 19 Yaralı
Şanlıurfa’da Tarım İşçilerini Taşıyan Minibüs Kanala Devrildi; 19 Yaralı
İçeriği Görüntüle

Kamuoyunun beklentisi: Standart ve şeffaf uygulama

Sınav güvenliği ve adaylar arasında eşitliğin sağlanması açısından merkezi sınavlarda belirlenen saat ve giriş kurallarının önceden ilan edilmesi büyük önem taşıyor. Bununla birlikte, trafik kazası, yol çalışması, doğal afet veya ulaşımın ciddi biçimde aksaması gibi olağanüstü durumlarda hangi kriterlerin uygulanacağı konusunda daha açık ve standart bir mekanizmanın bulunması, benzer tartışmaların önüne geçebilir.

Şanlıurfa ve Karabük’te yaşanan olayların ardından kamuoyunda oluşan temel soru ise şu oldu: “Aynı sınava giren adaylar, farklı şehirlerde benzer olağanüstü durumlarla karşılaştığında aynı değerlendirmeye tabi tutuluyor mu?”

ÖSYM tarafından uygulanan merkezi sınavların milyonlarca insanın eğitim ve kariyer hayatını doğrudan etkilediği düşünüldüğünde, adayların beklentisi yalnızca sınav kurallarının belirlenmesi değil, bu kuralların her koşulda adil, şeffaf, öngörülebilir ve mümkün olduğunca yeknesak biçimde uygulanması.

Şanlıurfa ile Karabük’te yaşanan iki farklı tablo da bu tartışmanın daha uzun süre kamuoyunda konuşulacağını gösteriyor.