14 yaşında babasının vefatıyla devasa bir borç yükünü omuzlayan Şanlıurfa Birecikli Nihat Bingöl, markayı küllerinden nasıl yeniden var ettiğini tüm şeffaflığıyla paylaştı.

Şanlıurfa Birecik'ten İstanbul'a uzanan, bir Yeşilçam filmini aratmayan kuruluş öyküsü; zamanla 16 şubeli, binlerce çalışanı olan dev bir restoran zincirine dönüştü. Ancak kontrolsüz büyüme, "Ziya Şark Sofrası" markasını iflasın ve acı bir sonun eşiğine getirdi.

Markanın kurucusu Ziya Bingöl'ün hayatına son vermesiyle başlayan karanlık dönem, o gün henüz 14 yaşında olan oğlu Nihat Bingöl'ün pes etmeyen mücadelesiyle aydınlığa kavuştu.

Nihat Bingöl'ün aktardığına göre, Ziya Şark Sofrası'nın temelleri, Urfa'dan İstanbul'a göç edip İETT'de berberlik yapan Ziya Bingöl ve kardeşleri tarafından atıldı. Hiçbir yatırımcı veya sermaye desteği olmaksızın, İstanbul Fatih'te 3-4 masalık küçük bir esnaf lokantasıyla başlayan serüven, 90'lı ve 2000'li yıllarda büyük bir ivme kazandı.

İstanbul'da kebap kültürü o dönemde yalnızca sokak lezzeti veya alkollü mekanlarla sınırlıyfdı.

Firmaları, büyüdükçe büyük bir restoranın hem alkolsüz olabileceğini hem de kebabın kaliteli bir hizmetle, fine dining standartlarında sunulabileceğini kanıtladı. Orta ve lüks segmente hitap eden, ailelerin rahatça gelebildiği bir yapı oldu.

Bu vizyonla holdingleşen şirket; merkezi ofisleri, ar-ge mutfakları ve dondurulmuş gıda yatırımlarıyla ayda 600 bin kişinin ağırlandığı 16 şubeli dev bir yapıya ulaştı.

Şanlıurfa Genelinde 1.930 Dekar Alanda  714 Sera Bulunuyor
Şanlıurfa Genelinde 1.930 Dekar Alanda  714 Sera Bulunuyor
İçeriği Görüntüle

Devasa operasyonel büyüme, yönetimsel eksiklikleri de beraberinde getirdi.

Nihat Bingöl'ün ifadelerine göre, şirket herhangi bir borç batağından ziyade, kontrolsüz ve büyük yatırımların getirdiği yönetim krizi nedeniyle sarsıldı.

2008 yılında Ziya Bingöl'ün geçirdiği ağır beyin kanaması, çöküşün fitilini ateşledi. Uzun süre komada kalan ve hafıza kaybı yaşayan Ziya Bingöl, sağlığına tam anlamıyla kavuşamadı.

Bu süreçte amcaların ortaklıktan ayrılması, şubelerin peş peşe kapanması ve malların satılmasıyla şirket 2010 yılında konkordato ilan ederek iflas sürecine girdi.

2010 yılında Florya'daki ana şubeye haciz memurlarının gelerek sandalyeleri dahi alması, kurucu Ziya Bingöl için bardağı taşıran son damla oldu. Beyin kanamasının bıraktığı nörolojik etkiler ve haciz stresine dayanamayan Ziya Bingöl, ertesi gün canına kıydı.

Olayın yaşandığı gün henüz 14 yaşında olan Nihat Bingöl, avukatın "Mirası reddetmek ister misin?" sorusuna çocukça ama kararlı bir şekilde direndi. Hiçbir planı yoktu. Yetim maaşıyla geçinen, okuyan ve aynı zamanda restoran sahibi bir çocuktu. İmalathanede kasaplık, mutfakta aşçılık, serviste garsonluk, muhasebede ve kasada görev yaptı.

Uzun ve zorlu bir "staj" döneminin ardından 2016 yılında imza sirkülerini alarak genel müdürlük koltuğuna oturdu. Markayı yeniden ayağa kaldırdı.
Bugün sadece Florya şubesinde 100 kişi istihdam ediyor. Mekan film çekimlerine ve defilelere ev sahipliği yaptı. Başarısını ise geçmişten aldığı derse bağladı.

Güneydoğu ve Doğu Anadolu mutfağının temsilcisi olmaya devam eden Nihat Bingöl, zırh kıyması geleneğinden, orijinal reçetelerden ve coğrafi işaretli Birecik patlıcanından asla taviz vermedi.

Sokak lezzeti olarak görülen kebabın günümüzde Cumhurbaşkanlarını ağırlayan uluslararası bir "fine dining" ürününe dönüştürdü.

Hüseyin Bozkurt'un Haberi/Birecik