İnanç değerlerinin, edep anlayışının ve aile yapısının bugün organize bir yozlaşma tehdidiyle karşı karşıya olduğunu hatırlatan Şanlıurfa Sivil Toplum Kuruluşları Platformu yaptığı yazılı açıklamada, toplumsal çöküşü hevesle izleyenler kadar, bu gidişata sessiz kalanların da tarihin ve vicdanın önünde doğrudan mesul olduğunu dile getirdi.
Ahlaki erozyona karşı açık ve güçlü bir ihtarda bulunan Şanlıurfa Sivil Toplum Kuruluşları Platformu, yazılı açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Toplumlar ansızın çökmez; çürüme önce hayâ duygusunun kaybolmasıyla başlar, kötülüğün normalleşmesiyle sürer ve yozlaşmanın meziyet gibi alkışlanmasıyla zirveye ulaşır.
Bugün televizyon ekranlarında reyting, dijital mecralarda ise "tık" ve kazanç uğruna aile mahremiyeti ayaklar altına alınmaktadır. Çeteleşmeyi, gayrimeşru hayatı, sadakatsizliği ve zorbalığı cazip kılan yayınlar; denetimsizlikten güç alarak fütursuzca servis edilmektedir. Ruhsuz ve vicdansız bir ekran kuşatması, evlatlarımızın kalbinde açtığı boşluğu ahlaki yıkımla doldurmaktadır.
Okul koridorlarında ve sokaklarda evlatlarımızın şiddetin hem nesnesi hem öznesi haline gelmesi, bireysel hataların değil, mevcut sistemin bir çıktısıdır. Sadece bilgi aktaran, akademik başarıyı tek kıstas gören, buna karşın ruhu, vicdanı ve şahsiyet inşasını ıskalayan diploma odaklı eğitim modeli iflas etmiştir.
Medeniyetin, peygamberler mirasının, komşuluk ve akrabalık hukukunun kalesi olan kadim şehrimiz Şanlıurfa da bu yakıcı yozlaşmadan payını almaktadır. Hz. İbrahim’in bereketli toprağında; gençlerimizin sanal kumar tuzağına düşürülmesi, madde bağımlılığının sokaklarımıza kadar sızması ve aile bağlarının sunduğu o koruyucu kalkanın zayıflatılması kabul edilemez! Şehrimizin en büyük gücü olan genç nüfus, ilgisizlik ve denetimsizlik yüzünden heba edilmektedir.
Helal rızık anlayışımızın yerini köşe dönücülüğün, gayrimeşru kazancın ve lüks düşkünlüğünün alması, Şanlıurfa’nın manevi kalbine vurulmuş ağır bir darbedir.
Toplumu sarsan finansal krizler ve yasadışı yapılar; denetimsizliğin, iltimasın ve liyakatsizliğin doğal sonucudur. Sadece karşı tarafın ihlallerini eleştiren, kendi tarafındaki çürümeye göz yuman bir ahlak söylemi samimiyetsizdir ve hükümsüzdür.
Toplumda öncü olması beklenen bir kurumun, faizli banka fonlarında kaynak değerlendirmesi kamuoyunda büyük bir rahatsızlık yaratmıştır. Mağduriyetlere yol açan bu sistemlerde yer alınması, inançlı kitlelerin vicdanında derin yaralar açmıştır.
Yolsuzluğa, kamu hakkı gaspına, nepotizme (akraba kayırmacılığına) ve imar rantlarına sessiz kalanların adalet söyleminde bulunmaya hakkı yoktur. Adalet mekanizması kararlılıkla işletilmeden, usulsüzlüklerin hesabı sorulmadan toplumsal güven yeniden inşa edilemez.
Ülkemiz son yıllarda her alanda tarihi adımlar atmış, bölgesinde ve dünyada umudun adı olmuştur. Ancak bu büyük yürüyüşün ve dökülen alın terlerinin; kişisel hırslar, şahsi menfaatler, rüşvet ve ahlaki erozyon yüzünden akamete uğratılmasına asla müsaade etmeyeceğiz.
Sorumsuz ve asalak odakların yükü, bu ülkenin namuslu insanlarının omzuna yıkılamaz.
*Çocuklarımızı ve aile yapımızı hedef alan, toplumsal ahlakı dinamitleyen tüm medya içerikleri RTÜK ve ilgili kurumlarca sembolik cezalarla geçiştirilmemeli; yıkıcı yayınlara en ağır hukuki yaptırımlar uygulanmalıdır.
*Yasal veya yasadışı her türlü kumara son verilmeli, bahis ve uyuşturucu ağları tamamen çökertilmeli, reklam ve erişimleri engellenmelidir.
*Müfredat, sadece sınav başarısını değil, ahlak ve şahsiyet inşasını merkeze alacak şekilde radikal bir biçimde revize edilmelidir.
*İmar usulsüzlüklerinden kamu kaynaklarının kullanımına, yerel yönetimlerden sivil topluma kadar her alanda rüşvet, yolsuzluk ve kayırmacılığın üzerine amansızca gidilmeli; sorumlular bağımsız yargı önünde hesap vermelidir.
*Temel hak ve özgürlükler ile basın ve haber alma hürriyetini daraltan yasakçı yorumlardan ve eşitlik ilkesine aykırı uygulamalardan kaçınılmalıdır. Yargı bağımsızlığı ivedilikle tesis edilmeli, kanunlar tüm vatandaşlara eşit şekilde uygulanmalı ve masumiyet karinesi titizlikle korunmalıdır.
*Şehrin tarihi, kültürel ve manevi kimliğini koruyacak; gençliği sokaktaki ve dijital ortamlardaki tehlikelerden çekip alacak sosyal, kültürel ve sportif alanlar vakit kaybetmeksizin artırılmalıdır.
Tarih, bu çürümeyi görüp de susanları, faillerle aynı kefeye koyacaktır.
İyiliği büyütecek, adaleti ayakta tutacak, değerlerimize ve geleceğimize hep birlikte sahip çıkacağız! Kamuoyuna saygıyla duyurulur !"




