Ali Şelli Parkı önünde toplanan binlerce vatandaş, ellerinde Filistin ve Türk bayraklarıyla Rabia Meydanı’na doğru yürüyüşe geçti.

Yürüyüş boyunca İsrail'in Gazze'deki katliamları ve işgali protesto edilirken, Filistin direnişine destek sloganları atıldı.

Şanlıurfa Sivil Toplum Kuruluşları Platformu adına yapılan basın açıklamasında, yürüyüşün Aksa Tufanı’nın yıl dönümünde; Filistin halkının onur mücadelesini selamlamak, işgalci Siyonist rejimin insanlık dışı soykırım ve terör politikalarını bir kez daha en gür bir sesle lanetlemek üzere gerçekleştirildiği belirtildi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

7 Ekim, sebepsiz bir patlama veya anlık bir sınır çatışması değildir. Onlarca yıldır kesintisiz süren sistematik işgale, mülksüzleştirmeye, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’ya uzanan saygısızlıklara ve Gazze halkına yıllardır uygulanan gayriinsani ambargoya karşı verilmiş meşru bir varoluş ve özgürlük çığlığıdır.

​Aksa Tufanı; teknolojinin, duvarların, uyduların ve istihbarat ağlarının arkasına sığınarak insanlığı esir almaya çalışan küresel kibrin kalesinde geri dönülemez bir gedik açmıştır. Dünyanın en gelişmiş askeri donanımlarına sahip olduğu iddia edilen işgalci ordunun, inanç, izzet ve kararlılık karşısında ne kadar kırılgan ve korkak olduğunu tüm dünyaya göstermiştir.

Yıllardır "normalleşme" masallarıyla unutturulmak ve sessizliğe kurban edilmek istenen Filistin davası, bu hamleyle yeniden küresel siyasetin ve vicdanların merkezine yerleşmiştir.

​Geçen süre zarfında dünya, kurallara uyan bir devletten değil; gözü dönmüş, her türlü ahlaki ve insani değeri ayaklar altına alan terör şebekesinden farksız hareket eden bir katil rejimle karşı karşıya kalmıştır.

Bu vahşet çemberinde iki net tablo tarihe kazınmıştır: Bir yanda Batılı emperyalist güçlerin sınırsız askeri ve siyasi desteğini arkasına alan katil rejimin soykırımı; diğer yanda ise asırlara bedel bir sabırla direnen Gazze halkının eşsiz izzeti.

​Gazze, bütün dünyanın gözleri önünde topyekûn bir yalnızlığa itilmesine rağmen diz çökmemiş, tüm insanlığın onur kalesi olmayı sürdürmüştür.

Yıkıntıların arasından yükselen o tok ve dik duruş; dev bütçeli orduların, süslü diplomasi masalarının ve sahte küresel güç dengelerinin meşruiyetini tek celsede silip süpürmüştür.

Siyonist rejim ve hamileri Gazze’ye tonlarca bomba yağdırırken, aslında uluslararası hukukun ve küresel barış iddiasının son kırıntılarını da ateşe vermiştir.

​Ancak unutulmasın ki Gazze artık sadece coğrafi bir toprak parçası değil; küresel vicdanın, adalet arayışının ve insan kalabilmenin unvanıdır.

Batı’nın başkentlerindeki sokakları dolduran vicdan sahibi halklardan üniversite kampüslerinde direnen gençlere kadar tüm dünya, bu kanlı düzenin gerçek yüzünü görmüştür.

Katil rejim zannediyor ki arkasındaki silah gücü ve propaganda makineleri onu sonsuza dek koruyacaktır. Oysa halkların vicdanında meşruiyetini yitiren hiçbir zulüm çarkı payidar olamaz.

Siyonist soykırımcı İsrail bugün, insanlık ailesi için acilen tecrit edilmesi gereken hastalıklı bir yapı, insanlık vicdanında kesilip atılması gereken bir kangrendir.”

​Diplomatik zırhı her geçen gün biraz daha parçalanan bu işgal rejimi, küresel siyasetin karanlık sularında yalnızlığa mahkûm olmaktadır. Nitekim uluslararası platformlarda ve Birleşmiş Milletler kürsülerinde yaşanan diplomatik boykotlar, bu yalnızlığın en somut delillerindendir.

Şanlıurfa'da Kaybolan Çocuk, Sulama Kanalında Baygın Bulundu
Şanlıurfa'da Kaybolan Çocuk, Sulama Kanalında Baygın Bulundu
İçeriği Görüntüle

​Bununla birlikte, bugün acı gerçek tüm çıplaklığıyla ortadadır: Gazze; açlığın, susuzluğun ve yıkımın insanlık dışı boyutlara ulaştığı, tarihinin en ağır insani krizlerinden birini yaşamaya devam etmektedir.

Sözde ateşkes ve barış söylemlerine rağmen üzerlerine bombalar yağmaya devam eden, sivil altyapının tamamen çöktüğü Gazze’de; halkın hayatta kalabilmesi için hayati önem taşıyan un, temiz su ve tıbbi malzemelerin girişine hâlâ zalimce kısıtlamalar getirilmektedir. Sınır kapılarından geçen yetersiz yardım damlaları, milyonlarca masum insanın en temel insani ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzaktır. Bu tablo, insanlığın ortak sınavı ve uluslararası toplumun onursuzluğunun belgesidir.

​Siyonist rejim ne kadar yakıp yıkarsa yıksın; toprağını, izzetini ve Mescid-i Aksa’yı korumaktan vazgeçmeyen iman dolu bir halkı asla teslim alamayacaktır.

Gazze’deki son çocuk özgürce gökyüzüne bakana, Mescid-i Aksa’nın üzerindeki işgal gölgesi tamamen kalkana ve küresel vicdanı esas alan adil bir dünya kurulana kadar; bizler buradayız, ayaktayız ve son nefesimize kadar Filistin halkının yanındayız!"