Diziye yönelik eleştiriler, sıradan bir memnuniyetsizliğin ötesine geçmiş durumda.
Vatandaşlar, yapımda aile yapısının bilinçli şekilde yozlaştırıldığını, kardeşin kardeşe, akrabanın akrabaya düşman gibi gösterildiğini ifade ediyor.
En sert tepki ise, toplumda asla kabul görmeyecek ilişkilerin ve ahlaki çöküşün sıradanlaştırılması üzerinden geliyor.
Şanlıurfa'da vatandaşlar “Bu topraklarda aile kutsaldır. Namusa yan gözle bakmanın bile büyük bir ayıp ve ağır bir toplumsal yaptırımı vardır. Ancak dizide, bu değerler hiçe sayılarak adeta ahlaksızlık normalleştiriliyor” diyerek tepkilerini dile getiriyor.
Eleştirilerin bir diğer odağında ise suç temalarının yoğunluğu var.
Silah kaçakçılığı, şiddet ve yasa dışı ilişkilerin neredeyse tek gerçeklik gibi sunulması, “Güneydoğu eşittir suç” algısını pekiştirdiği gerekçesiyle sert şekilde eleştiriliyor.
Vatandaşlar, “Türkiye’nin başka hiçbir bölgesi bu kadar sistematik bir şekilde kötülenmiyor” diyerek çifte standarda dikkat çekiyor.
Sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleri, dizinin yalnızca bir kurgu olarak değerlendirilemeyeceğini belirtiyor.
Bu tür içeriklerin toplumsal algıyı doğrudan etkilediği ve bölge insanına yönelik önyargıları derinleştirdiği vurgulanıyor.
Tepkiler bununla da sınırlı değil. İzleyiciler, dizinin boykot edilmesi ve izlenmemesi çağrısında bulunurken, konunun acilen Radyo ve Televizyon Üst Kurulu gündemine alınmasını istiyor.
Yapımın, Güneydoğu’nun kültürel ve ahlaki değerlerine açıkça zarar verdiği gerekçesiyle yayından kaldırılması talep ediliyor.
Uzmanlara göre bu durum, sadece bir dizi tartışması değil; aynı zamanda medya etiği ve toplumsal sorumluluk meselesi.
Tepkiler giderek büyürken, kamuoyu şimdi yapımcıların ve yetkili kurumların bu sert eleştiriler karşısında nasıl bir adım atacağını bekliyor.





