Bediüzzaman Said Nursi’nin çağın Kur'an tefsiri olan Risale-i Nur Külliyatı'nda asrın manevi hastalıklarına karşı Kur'an-ı Hakim ve Sünnet-i Seniyye'den reçetelendirdiği formüllerin kamuoyu ile paylaşıldığı uhuvvet dolu buluşmalar, ahir zamanın dehşetli atmosferinde Asr-ı Saadet'in nurani havasını teneffüs edilmesine vesile oluyor.
Bu bağlamda Şanlıurfa’da düzenlenen panelde, Bediüzzaman Said Nursi’nin görüşleri ışığında Küresel Vicdan, İnsaniyet Ve Demokrasi konuşuldu.
İNSANLIĞIN ORTAK PAYDASININ HÜRRİYET VE VİCDANDIR
Bediüzzaman Eğitim Kültür ve Sanat Vakfı ile Yeni Asya Gazetesi Şanlıurfa Temsilciliği’nin ev sahipliğinde Karaköprü Necmettin Cevheri Kültür Merkezinde eğitimci-yazar Sebahattin Yaşar’ın moderatörlüğünde gerçekleşecek oturumda; hukukçu-yazar Kazım Güleçyüz, milletvekili ve hak savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu ile milletvekili ve hukukçu-yazar Mustafa Yeneroğlu konuştu. Paneldeki konuşmacılar insanlığın ortak paydasının hürriyet ve vicdan olduğunu vurguladı.

GERGERLİOĞLU: İNSAN OLMADIKTAN SONRA MÜSLÜMAN OLSANIZ NE YAZAR
Panelde, günümüz dünyasının içinden geçtiği krizlere Bediüzzaman’ın asırlar ötesine seslenen düşünceleriyle çözüm sunulurken milletvekili ve hak savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu konuşmasında “İnsan olmadan Müslüman olsan ne yazar. Bulunduğumuz güne batkımızda insanlık dibe vurmuştur. 14 yaşında bir çocuk maktul oldu. Biz ne yaptık ki bu hale düştük. Çok önemli bir problemle karşı karşıyayız. Aklıma Bediüzzaman’ın mücadelesi geliyor. Zindanlara atılacağını bilse de mücadele ediyor. Bediüzzaman bu bölgede büyük sorunlar olduğu için bu bölgede bir üniversite kurulmalı demişti. Ancak o hep yalnızlaştırıldı. Sürgün edildi, hapsedildi ancak hakkı, adaleti arayan sesini bastıramadılar. O daha o yıllarda bu nesli dert edinmişti. “ifadelerini kullandı.
Olaylara fanatik anlayış yerine insan olarak bakmak gerektiğini aktaran Gergerlioğlu, olaylara fanatik anlayışla bakan Ortadoğu toplumları örnek gösterdi.

SAİD NURSİ KÜRT’TÜ AMA KİMLİKÇİLİĞİ HİÇBİR ZAMAN DAYATMADI
Gergerlioğlu, Kimlikçi, zorbalık anlayışının toplumu bugünlere getirdiğini belirterek “Bediüzzaman Said Nursi Kürttü ama kimlikçiliği hiçbir zaman dayatmadı. Bu ülkede birisine Allah rahmet eylesin demek bile suç oldu. Bundan dolayı cezaevine giren oldu. Öylesine bir güvenlikçi anlayış var ki. Devlet her şeyi güvenlikçi anlayışla çözmeye çalışıyor. İster Müslüman olalım ister Hıristiyan; İnsan hakları kurtuluşumuzdur.” dedi.
Panelde söz alan Mustafa Yeneroğlu, Bediüzzaman’ın sadece teorik bir fikir adamı olmadığını, aynı zamanda politik bir vizyon sunduğunu ifade etti. Notlarında "Sadece fikir değil, politik bir yolculuk" vurgusu yapan Yeneroğlu, Bediüzzaman’ın mutlak adaleti savunduğunu ve toplumsal barışın ancak "her hak sahibine hakkının verildiği" bir sistemle mümkün olacağını dile getirdi. Yeneroğlu, küresel krizlerin çözümünde vicdanın ve şeffaf hukuk sistemlerinin vazgeçilmezliğine dikkat çekti.
Yeni Asya Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Kazım Güleçyüz ise Bediüzzaman’ın "Hürriyete hitabı" üzerinden hürriyet ve meşrutiyet vurgusu yaptı. Güleçyüz, toplumun içine düştüğü manevi buhranlardan çıkışın ancak Risale-i Nur’daki "müspet hareket" ve "hürriyet-i şer’iyye" prensipleriyle mümkün olduğunu ifade etti. Güleçyüz, hak ve adaletin tesisi için sivil toplumun ve hür düşüncenin önemine işaret etti.
Panelin genel özetini yapan moderatör Sebahattin Yaşar, Bediüzzaman’ın İslam toplumunun üç büyük düşmanı olarak gördüğü "cehalet, zaruret ve ihtilaf"a karşı; "sanat, marifet ve ittifak" ile mücadele edilmesi gerektiğini belirtti. Risale-i Nur’un bir vicdan eğitimi sunduğunu ifade eden Yaşar, günümüzdeki savaş ve adaletsizliklerin temelinde yatan vicdan erozyonunun ancak Kur’ani bir eğitimle aşılabileceğini söyledi.
Panel, dinleyicilerin sorularının ardından çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.





