“Yellehçiler” konuşmasını içeren videosu ile Türkiye gündemine oturan Şanlıurfalı vaiz Mehmet Emin Kutluay bu kez "BİZ HOCALAR ORTADA KALDIK..." paylaşımıyla cami cemaatiyle arasında geçen anekdotları paylaştı.
Şanlıurfalı vaiz Mehmet Emin Kutluay İşte cami cemaatiyle arasında geçen anekdotları;
"Kışın akşamla yatsı namazı arası
az bir vakit var diye, gelen yaşlılar merdivenlerde düşüp takılmasın diye lambayı açık bırakırdım.
Bir gün biri bana;
-Hoca bu ışıkları neden israf ediyorsun? dedi.
Ertesi gün lambaları kapattım, bir diğeri;
-Hoca lambanın parası babanın cebinden çıkmıyor, faturayı devlet ödüyor, niye lambaları açık bırakmıyorsun? dedi.
Bir gün de, herkesin işini iyi yapması gerektiğini, köy ve mahalle yollarının çukur olmaması gerektiğini anlattım.
Birileri; "Hoca belediyeyi, hükümeti niye eleştiriyorsun? "Ben daha Camiye gelmem" bilesin, dediler.
Başka bir gün belediyenin yaptığı bazı hizmetler için (Taziye çadırı, cenaze hizmetleri vs.) teşekkür ettim,
-Hoca neden tağuti sistemi övüyorsun? dediler.
Başörtüsü ve tesettürün hükümlerini anlattım,
birileri;
-Hoca bizim kadınlarımıza mı laf ediyorsun? dediler.
Bir başka gün;
"Açık gezmek elbette günah ama, bundan daha büyük günahlar var." dedim
Bir başkası;
-Hoca başörtüsünü ve tesettürü küçük mü görüyorsun? dediler.
Başka bir gün namaz ve orucun faziletlerini anlattım.
-Hoca din sadece namaz ve oruçla olmuyor. Neden dürüstlük, adalet gibi kavramlara değinmiyorsun? dediler.
"İslam'ın ilk emrettiği, adalettir, haktır, hukuktur dürüstlüktür." dedim.
-Hoca kıldığımız namaz ve tuttuğumuz orucu hafife mi alıyorsun? dediler.
Teravih namazını biraz uzun tuttum,
- Hoca teravihi hızlı kıldır, üst mahalledeki hoca 27 dk'da kıldırıyor. Bu namaz bu kadar uzun olmaz! dediler.
Teravih namazını hızlandırmaya çalıştım.
-Hoca yavaş! Hızına yetişemiyoruz! dediler.
Gençlerle top oynadım, onların ortamlarına girdim. Bir takım yaşlılar;
-Hoca çocuk musun? dediler.
Yaşlılarla oturup sohbet ettim, evlerine gittim, -Hoca sen de, falancanın evinden çıkmıyorsun' dediler.
Mahalledeki biraz çocukları okuttum.
-Hoca çocukların dersi çok, onları camiye alıp,
ödevlerinden alıkoyuyorsun! dediler.
Zinayı, içkiyi, kumarı, faizi, kötüledim.
-Hoca bunları bize değil, devlete anlat, dediler. Daha yerel meseleler anlatıp, insani kural, kaidelere değindim,
-Hoca sen de hiç faize, içkiye kumara bir laf etmiyorsun, Kur'an'daki ayetlerden bir kısmını gizliyorsun! dediler...
Bir cenaze yıkadık, "tiksinmiyor musun, pamuk, mamuk, iğrenç" dediler.
Bir gün otururken gördüler, "hayat size güzel" "Hoca olmak var" dediler.
"Nikahımızı kıy evlenelim dediler, Resmi nikah yok! Bu olmaz dedik." " O zaman günahımız boynuna, su kaynıyor " dediler.
Nikahı kıydık ayrıldılar, savcı "Gel bakalım" dedi.
Kıymadık yüz çevirdik, "köyü terk et" denildi.
Cami elektrik faturası için para topladık,
-Hoca bu diyanet'te her zaman bizden para topluyor, dediler.
Kimileri tağutun memurları dedi.
Kimi arkamızda namaz kılınmasını tartıştı.
Kimi bizim dediklerimizi alıp Müftülüğe yetiştirdi.
Velhâsıl kimseye yaranamadık. Ortada kaldık, İnşallah umudumuz odur ki, yarın mahşer günü Allah katında mahcup olmayalım..."





