Çin ve ABD’de yürütülen geniş kapsamlı araştırmalar, düzenli acı biber tüketenlerde ölüm riskinin daha düşük olduğunu ortaya koydu.
Bilim insanları bu bağlantının kapsaisinin kalp, metabolizma ve sinir sistemi üzerindeki etkileriyle ilişkili olabileceğini değerlendiriyor.
Ancak çalışmalar acı yiyeceklerin doğrudan ömrü uzattığını kanıtlamıyor.
Acı biber tüketmeyi sevenlere yönelik bilimsel araştırmalar dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor. Washington Post’ta ele alınan araştırmalara göre acı yiyecekleri düzenli tüketenlerin, çok az tüketenlere veya hiç tüketmeyenlere kıyasla daha düşük ölüm riskine sahip olabileceği belirtiliyor. Bununla birlikte araştırmacılar, elde edilen sonuçların nedensellik değil istatistiksel ilişki gösterdiğinin altını çiziyor.
YARIM MİLYONA YAKIN KİŞİ İNCELENDİ
British Medical Journal’da 2015 yılında yayımlanan çalışmada, başlangıçta kanser, kalp hastalığı veya felç öyküsü bulunmayan 487 bin 375 Çinli yetişkin incelendi.
Katılımcılar ortalama 7,2 yıl takip edilirken bu dönemde 20 bin 224 kişi hayatını kaybetti. Yaş, sigara kullanımı, fiziksel aktivite ve beslenme alışkanlıkları gibi değişkenler hesaba katıldığında, haftada altı veya yedi gün acı yiyecek tüketenlerin ölüm riskinin haftada birden az tüketenlere göre göreceli olarak yüzde 14 daha düşük olduğu görüldü.
Acı tüketimi; kanser, iskemik kalp hastalığı ve solunum sistemi hastalıklarına bağlı ölüm riskinin azalmasıyla da ilişkilendirildi.
ABD’DEKİ ARAŞTIRMADA DA BENZER SONUÇ
2017’de yayımlanan ABD merkezli araştırmada ise 16 bin 179 yetişkinin verileri değerlendirildi. Katılımcılar ortalama 18,9 yıl takip edildi ve bu sürede 4 bin 946 ölüm kaydedildi.
Demografik özellikler, gelir, eğitim, sigara ve alkol kullanımı ile beslenme alışkanlıkları hesaba katıldığında kırmızı acı biber tüketenlerin çalışma süresince ölüm riskinin tüketmeyenlerden yüzde 13 daha düşük olduğu hesaplandı.
Araştırmacılar, sonuçların Çin’deki çalışmayı desteklediğini ancak gözlemsel yapı nedeniyle acı biberin ölüm riskindeki düşüşe doğrudan neden olduğunun söylenemeyeceğini vurguladı.
KAPSAİSİN VÜCUTTA NASIL ETKİ GÖSTERİYOR?
Acı biberdeki yakıcı tadı oluşturan temel bileşen kapsaisin. Bu madde, sıcaklık ve ağrı algılamasında görev alan TRPV1 adlı reseptörleri harekete geçiriyor.
Bu reseptörler yalnızca ağızda değil; sinir hücrelerinde, sindirim sisteminde, deride ve bazı bağışıklık hücrelerinde de bulunuyor. Araştırmacılar kapsaisinin enerji kullanımı, yağ metabolizması, kan dolaşımı ve bağırsak mikrobiyotasını etkileyebileceğini değerlendiriyor.
Ancak bu mekanizmaların insanlarda yaşam süresini ne ölçüde etkilediği henüz kesin olarak ortaya konulmuş değil.
ACI TÜKETENLER DAHA AZ TUZ KULLANIYOR OLABİLİR
Acı yiyeceklerin kalp sağlığına olası katkılarından biri, tuz tüketimini azaltması olabilir.
Çin’de yaklaşık 600 kişinin katılımıyla yapılan bir araştırmada, acı lezzetleri daha çok sevenlerin günlük tuz tüketiminin diğer katılımcılardan ortalama 2,5 gram daha düşük olduğu belirlendi. Bu kişilerde kan basıncı değerlerinin de daha düşük olduğu görüldü.
Araştırmacılar, kapsaisinin beynin tuzlu tadı işleyen bölgelerindeki etkinliği artırarak aynı miktardaki tuzun daha yoğun algılanmasını sağlayabileceğini bildirdi. Ancak bu sonuçların farklı toplumlarda ve daha büyük kontrollü çalışmalarla doğrulanması gerekiyor.
ACI BİBER MİDEYE ZARAR VERİR Mİ?
Acı yiyeceklerin sağlıklı bir kişide doğrudan mide ülserine neden olduğu yönündeki yaygın inanışın bilimsel dayanağı güçlü değil.
On sağlıklı gönüllüyle yapılan küçük bir araştırmada düşük doz kapsaisinin mide asidi salgısını azalttığı gözlendi. Başka çalışmalar da kapsaisinin mide dokusundaki kan akışını ve koruyucu mekanizmaları etkileyebileceğini gösterdi. Ancak bu bulgular, mide rahatsızlığı bulunan herkesin acı tüketmesinin güvenli olduğu anlamına gelmiyor.
Kapsaisin yemek borusundaki sıcaklık ve ağrı reseptörlerini uyardığı için mide asidinde gerçek bir artış olmasa bile göğüste yanma hissini belirginleştirebilir. İrritabl bağırsak sendromu bulunan bazı kişilerde ise acı biber karın ağrısı ve yanma şikâyetlerini artırabilir.
KANSER KONUSUNDA SONUÇLAR NET DEĞİL
Acı biber ve kanser arasındaki ilişkiye yönelik araştırmalar birbiriyle tamamen uyumlu sonuçlar vermiyor.
Bazı çalışmalar kapsaisinin hücre ve hayvan deneylerinde tümör karşıtı etkiler gösterebildiğini ortaya koyarken, yüksek miktarda acı tüketimiyle mide ve yemek borusu kanseri arasında bağlantı bildiren araştırmalar da bulunuyor.
Çok sayıda sistematik incelemeyi değerlendiren 2022 tarihli bir üst inceleme, acı tüketiminin genel sağlık etkilerine ilişkin kanıtların hâlâ belirsiz olduğunu ve bölgesel beslenme alışkanlıklarının sonuçları önemli ölçüde etkileyebileceğini belirtti.
TEK BAŞINA “UZUN YAŞAM REÇETESİ” DEĞİL
Mevcut çalışmalar acı yiyecek tüketimi ile daha düşük ölüm riski arasında tutarlı bir bağlantı bulunduğunu gösteriyor. Ancak bu sonuçlar, tabağa daha fazla acı biber eklemenin yaşam süresini doğrudan uzatacağını kanıtlamıyor.
Acı tüketen kişilerde yemek kültürü, sosyoekonomik durum, fiziksel hareketlilik ve diğer beslenme alışkanlıkları da farklı olabiliyor. Araştırmalarda bu unsurların önemli bir bölümü hesaba katılsa bile bütün etkilerin tamamen ayrıştırılması mümkün değil.
Acı yiyecekleri seven ve tükettiğinde rahatsızlık yaşamayan kişiler bunları dengeli beslenmenin bir parçası olarak tüketebilir. Ancak acı biber, sebze, meyve, tam tahıl, kaliteli protein, düzenli hareket ve uyku gibi uzun yaşamla bağlantılı genel alışkanlıkların yerine geçecek bir “mucize besin” olarak görülmemeli.





