Uzun yıllar boyunca Şanlıurfaspor’a yönetici, genel kurul delegesi ve gönül veren iş insanı Mehmet Cafer, Kamuoyuna yaptığı basın açıklamasında "Öncelikle belirtmek isterim ki, bu süreçteki amacım herhangi bir kişi veya grubun lehine ya da aleyhine hareket etmek değildir." ifadesini kullandı.
Kamuoyuna yaptığı basın açıklamasındaki tek gayesinin Şanlıurfaspor’un kurumsal itibarının, hukukun üstünlüğünün ve genel kurul delegelerinin demokratik iradesinin korunmasına katkı sağlamak olduğunun altını çizen Mehmet Cafer, 31.05.2026 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısına bizzat katıldığını daha toplantı başlamadan organizasyon ve usul bakımından ciddi eksiklikler bulunduğunu gözlemlediğini dile getirdi.
YAŞANANLAR, GENEL KURULUN MEŞRUİYETİNE GÖLGE DÜŞÜRMÜŞTÜR
Genel kurul salonunda delege olmayan kişilerin bulunduğu, basın mensupları ile delegelerin birbirinden ayrılmadığı ve toplantının sağlıklı bir şekilde yürütülmesine elverişli bir ortamın oluşturulmadığını açıkça görüldüğünü aktaran Mehmet Cafer açıklamasını şöyle sürdürdü; "Bunun yanında, genel kurulu yönetmek üzere seçilen divan heyetinin, genel kurulun sevk ve idaresi konusunda yeterli tecrübeye sahip olmadığı izlenimi oluşmuştur. Nitekim genel kurul süreci boyunca yaşanan gelişmeler, bu endişeleri haklı çıkarır nitelikte olmuştur. Özellikle kulübün mali tablolarının görüşülmesi ve oylanması aşamasında yaşananlar, genel kurulun meşruiyetine gölge düşüren en önemli hususlardan biridir. Kulüp mali müşaviri tarafından gelir-gider tablolarının okunmasının ardından yapılan oylamada, herhangi bir sayım işlemi gerçekleştirilmeden ve delegelerin iradeleri sağlıklı bir şekilde tespit edilmeden, yalnızca birkaç saniye içerisinde mali tabloların reddedildiği açıklanmıştır.
Bu durum üzerine divan heyetinden söz alarak itirazımı açıkça dile getirdim, oylamanın yeniden ve sayım yapılarak gerçekleştirilmesini talep ettim. Ancak bu haklı talebim hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeksizin reddedilmiş ve tarafıma “itirazlarınızı mahkemeye yapabilirsiniz” cevabı verilmiştir.
Daha da önemlisi, genel kurul sonucunda başkan adayları arasındaki oy farkının yalnızca iki oy olduğu açıklanmıştır. Bu denli kritik bir seçimde, oyların sağlıklı şekilde sayılmaksızın, gözleme dayalı ve sübjektif değerlendirmelerle sonuç açıklanması; demokratik temsil ilkesi, hukuki güvenlik ve genel kurul iradesinin sağlıklı oluşması bakımından kabul edilemez bir durumdur.
BAŞKAN ADAYI HASAN AVCI'NIN DELE SIFATI BULUNMUYOR MUYDU ?
Bunun yanında, genel kurulda delege olmadığı halde oy kullandığı iddia edilen kişilerin varlığına ilişkin ciddi itirazlar da tarafımdan ve diğer delegeler tarafından dile getirilmiştir. Nitekim, başkan adayı Sayın Hasan Avcı’nın delege sıfatı bulunmamasına rağmen genel kurul salonunda bulunduğu ve oy kullandığına ilişkin görüntü kayıtlarının mevcut olduğu tarafımızca değerlendirilmektedir.
Bu husus, doğruluğunun yargısal denetim sonucunda tespit edilmesi gereken son derece ciddi bir usulsüzlük iddiası olup, tek başına dahi genel kurulun hukuka uygunluğu ve seçim sonucunun meşruiyeti konusunda haklı ve kuvvetli şüphe oluşturacak niteliktedir. Bu nedenle, söz konusu görüntü kayıtları ve diğer delillerin bağımsız yargı mercilerince titizlikle incelenmesi gerektiği kanaatindeyiz.
HUKUKİ MERCİLERE BAŞVURULMASININ İŞTE NEDENİ?
Genel kurul süreci boyunca yapılan çok sayıda itirazın divan başkanı tarafından dikkate alınmaması, delegelerin taleplerinin dinlenmemesi ve tüm itirazların yargı mercilerine yönlendirilmesi karşısında, bir Şanlıurfaspor delegesi ve kulübe yıllarca hizmet etmiş eski bir yönetici olarak, hukuki yollara başvurma zorunluluğu doğmuştur.
Bu kapsamda, genel kurulun iptali ve kulübün sağlıklı, şeffaf ve hukuka uygun bir şekilde yeniden genel kurula götürülmesini sağlayacak tedbirlerin alınması amacıyla yasal başvurular yapılmıştır.
HUKİKİ MÜCADELE KŞİSEL HESAPLAŞMA TAŞIMAMAKTADIR
İlk derece mahkemesince taleplerimiz (esasa) girilmeksizin usul yönünden reddedilmiş olmakla birlikte, hukuk devleti ilkesine olan inancımız gereği, yasal haklarımız çerçevesinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Süreç halen yargı mercileri önünde devam etmektedir.
Özellikle vurgulamak isterim ki; bu hukuki mücadele herhangi bir şahısla, grupla veya yönetim anlayışıyla kişisel bir hesaplaşma amacı taşımamaktadır.
Tek amaç, Türk futbolunun köklü kulüplerinden biri olan Şanlıurfaspor’un adının usulsüzlük, hukuka aykırılık ve tartışmalı genel kurul süreçleriyle anılmasının önüne geçmek; kulübün kurumsal itibarını ve Şanlıurfa halkının ortak değerini korumaktır. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Spor kulüplerinin yönetimi de başta Anayasa, ilgili mevzuat, spor hukuku düzenlemeleri, dernekler mevzuatı ve kulüp tüzükleri çerçevesinde yürütülmek zorundadır. Hukuka aykırılık iddialarının değerlendirilmesi ise bağımsız ve tarafsız yargının görevidir. Yargı makamlarının vereceği karara herkesin saygı göstermesi gerektiğine olan inancım tamdır.
Şanlıurfaspor’un temiz, şeffaf, demokratik ve hukuka uygun bir yönetim anlayışıyla yoluna devam etmesi temennisiyle, kamuoyunun bilgisine saygılarımla sunarım."




