İnönü Üniversitesi’nde eğitim felsefesi ve bilim felsefesi alanında dersler veren Prof. Dr. Kemal Duruhan, Urfa adamının sırrını çözdüğünü ileri sürdü.

Urfa Adamayla ilgili okuma ve tespitler özgün olarak ilk defa, tarafından yapıldığını söyleyen Prof. Dr. Kemal Duruhan, Urfa Adamıyla ilgili tespit ve okumaları şöyle;
M.Ō. 9500-11000 tarih aralığına atfedilen 1.80 cm boylarında gerçek bir insan boyundaki Urfa Adamı heykeli, saçları ve sakalı kazınmış(traşlı) ve ağızsız olarak resmedilmiştir. Ama aslında konuşmakta ve bir şeyi beyan etmektedir(nasıl?).

Gözden kaçırmayın

Suruç Eski Kaymakamı Abdullah Çiftçi’ye Önemli Görev Suruç Eski Kaymakamı Abdullah Çiftçi’ye Önemli Görev

Gerdanında çift V harfi ile arması mevcuttur. Göğüs ve karın bölgesinde; beyanı matuf, açıklanmak istenen tasvirler vardır.

Elleri önden göbeğine bitişik olarak resmedilmekle birlikte, bir levhayı tutar(sergiler, beyan eder, gösterir) vaziyettedir. Aşağı yukarı yakın tarihlere endekslenen elleri önde bitişik,

Göbeklitepe kompozit heykeli doğum olayı karşısındaki şükrü resmederken, Göbeklitepe T taşı figürü doyum ve refah hali ile şükrü resmetmektedir.

Urfa Adamı heykelinin belden aşağı, blok halinde ifade edilen üst bacak kısmında ifade edilen, gösterilen bir beyan daha vardır(nedir bu?).

Traşlı başı ve traşlı yüzünden heykelin bir rahibi resmettiğini, gerdanındaki çift V armasından da bu kişinin bir baş rahip, başka bir deyişle bir kraliyet rahibi olduğunu anlayabiliriz. Ağzının olmamasını göğüs ve karın belgesindeki anlatımı, kendi iradesiyle değil de kralın emriyle yaptığına yorabiliriz.
Öndeki bitişik ellerin duruş ve konumundan ceylan veya keçi derisinden, üzerinde resimler olan bir levhayı gösterdiğini gerebiliyoruz. Kişinin baş rahip olduğu düşünülürse, muhtemelen kraliyet sarayı/ konutu önünde, bahçede sergilenen bu resimlerin, içeriği de yorumlandığında halka bir bildirim olduğunu söyleyebiliriz.
Göğüs bölgesindeki resmin aşağıdaki resimlerle irtibatlı olarak da baktığımızda ve Geştalt ekolüne göre de tamamladığımızda yerde yatan bir köpek olduğunu anlayabiliriz.
Karın bölgesinde sol başta ayakları diz üstünden aşağıya doğru çıplak, karın bölgesi şişkin(hamile), göğüsleri iri olarak resmedilmiş ve sağ eli aşağıya doğru sarkan (kraliyet ailesine mensup) bir kadın vardır.
Kadının önünde biri kazığa ayakları ve gövdesinden sarmalanmış, diğeri onun yanında duran ve gövdesinden sarmalanmış, önündekinin uzun bacakları, düşük kulakları, zarif vücuduna baktığımızda, bu hayvanların kralın av merasimlerinde kullandığı ve sergilediği Urfa cinsi soylu tazıları olduğunu anlayabiliriz.
Heykelin blok halinde ifade edilmiş aşağı tarafının üzerindeki çizimler yorumlandığında, labirent ve yuvarlaklardan, buranın Göbeklitepe kült alanı olduğunu rahatlıkla anlayabiliriz.
Tüm kompozisyonu gerçeğe uygun bir senaryo içinde yorumladığımızda, doğum ve doyum ifade eden önde bitişik ellerin Tanrıya şükrü ifade ettiği benzer betimlemelerin yanında, bu betimlemenin doğumu yakın olan bir kraliyet mensubu kadın için Göbeklitepe kült alanında yapılacak ve soylu tazıların da ayrıca kurban edileceği bir kutsal törene halkın davet edildiğini gösteren bir betimleme olduğunu söyleyebiliriz.