"Yüzyıllar önce, Urfa’nın dar sokaklarındaki kadim bir Süryani evinin avlusunda, mahallenin en taze gelinlerinden biri olan Şamiram yaşardı.
Şamiram'ın evi, avlusunun ortasında yer alan ve dağın içindeki gizli bir yeraltı kaynağından beslenen derin bir su kuyusuyla bilinirdi. Bu kuyu, sadece o evin değil, tüm mahallenin su ihtiyacını karşılayan, buz gibi şifalı suların aktığı bir hayat damarıydı.

Şamiram, her sabah güneş doğarken gümüş testisini kuyuya sarkıtır, suyu çekerken komşularına gülümser, mahallenin çocuklarına dualar fısıldardı. Onun evliliği daha bir yılını doldurmamıştı ki, bölgeyi kasıp kavuran o büyük göç ve felaket rüzgârı kapıyı çaldı.

Viranşehir’de Korkutan Anlar! Araç Bir Anda Alevlere Teslim Oldu
Viranşehir’de Korkutan Anlar! Araç Bir Anda Alevlere Teslim Oldu
İçeriği Görüntüle

Erkeklerin dağlara sürüldüğü, kadınların ve yaşlıların evlerini bırakıp yollara düşmeye zorlandığı o acı gecede, Şamiram ve ailesi de sabah erkenden yola çıkarılacaklarını öğrendiler. Düşman ellerin o evdeki kadim suyu kirletmesinden, kuyunun bereketini ve mahallenin hatırasını yok etmesinden korkuyorlardı.

Şamiram, fecir vakti henüz sökmeden kuyunun başına gitti. Elindeki gümüş testiyi son kez suya daldırdı, suyu içti ve ardından Süryanice şu vedayı fısıldadı: "La nezdē maynṿan, ṿla tarʿaptan taḥūş. Ḥnan azliynan men arʿa hode, ela guba hona ʿaman niḥe." (Suyumuz eksilmesin, hafızamız kurumasın. Biz bu topraklardan gidiyoruz ama bu kuyu bizimle yaşayacak)

Şamiram, gümüş testiyi kuyunun en dibindeki ana kayaya bıraktı ve devasa taş kapağı kuyunun üzerine çekip mühürledi. O an, kuyunun derinliklerinden gelen suyun sesi hafifçe yankılandı ve derin bir sessizliğe büründü. Şamiram o sabah kafileyle yola çıktı; ancak çöl yollarında, gözü arkada kalan evinde kalarak can verdi.

Dünyanın dört bir yanına savrulan Urfalı Süryani ailelerin çocuklarına aktardığı bu hüzünlü kadim efsaneye göre: Urfa’nın o eski ve terk edilmiş taş evlerinin avlularından gece yarısı geçecek olursanız, mühürlü kuyuların derinliklerinden hafif bir su şarıltısı ve gümüş bir testinin taşa çarpma sesi duyulur. İnanılır ki o ses, Şamiram'ın bıraktığı o gizli suyun nefesidir. O topraklar yeniden barışla, sevgiyle ve hakiki sahipleriyle buluşacağı gün, o kuyuların kapakları kendiliğinden açılacak ve Şamiram'ın suyu, Urfa’nın kurak topraklarına şifa olarak yeniden akacaktır.

Kaynak: Araştırmacı Yazar Selahattin Eyyubi Güler