Urfa halkı ve yöneticileri, bu kutsal mendilin varlığı sayesinde şehrin hiçbir zaman düşmanlar tarafından tamamen yıkılamayacağına, kuşatmaların bu ilahi güçle bertaraf edileceğine inanıyordu. Sasaniler, Arap akınları ve İslam ordularının bölgeyi fethettiği dönemlerde bile bu kutsal emanet, şehrin Müslüman yöneticileri ile Hristiyan halkı arasında özel bir statüyle korunmuş, gizli bir odada saklanmıştı.

10. Yüzyıla gelindiğinde, Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu gücünü yeniden kazanmış ve başkentleri Konstantinopolis'i (İstanbul) koruyacak en büyük kutsal emanete sahip olmak istemişti. Bizans imparatoru ve ordusu, Edessa'yı ele geçirmek veya en azından bu kutsal mendili ne pahasına olursa olsun ellerine geçirmek için büyük bir stratejik baskı kurdu.

Bizans ordusu Edessa sınırlarına dayanıp şehri kuşattığında, aslında kanlı bir savaş değil, tarihin en büyük diplomatik ve dini pazarlıklarından biri başladı. Bizanslılar, el ellerindeki yüzlerce Müslüman esareti serbest bırakmayı, büyük miktarda altın ödemeyi ve Edessa'ya asla saldırmayacaklarına dair yazılı yeminler vermeyi teklif ettiler.

Edessa'yı yönetenler ve halk, şehrin yüzyıllardır en büyük manevi koruyucusu olan bu kutsal emaneti vermeye başta şiddetle karşı çıktı. Şehirde büyük bir isyan ve yas havası yaşandı. Halk, "Şehrimizin bereketi gidiyor, bizi koruyan kalkan kalkıyor" diyerek feryat etti. Ancak dönemin siyasi baskıları ve yapılan ağır anlaşmalar sonucunda, Mandylion özel bir törenle Bizans komutanlarına teslim edildi.

Kutsal Mendil, Edessa surlarından büyük bir ihtişam ve güvenlik önlemleri altında alınarak aylarca süren bir yolculukla İstanbul'a götürüldü.
İstanbul'a ulaştığında büyük bir coşkuyla karşılanan mendil, imparatorluk sarayının en korunaklı şapellerinde muhafaza edildi. Bizanslılar bu emanetin şehre düşman geçit vermez bir koruma sağlayacağına inanıyordu.

Harran'da Kış Ayları Öncesi Parke Taşı Döşeme Çalışması Sürüyor
Harran'da Kış Ayları Öncesi Parke Taşı Döşeme Çalışması Sürüyor
İçeriği Görüntüle

Ancak ironik bir şekilde, bu olaydan kısa süre sonra (1204 yılındaki Dördüncü Haçlı Seferi sırasında İstanbul Latinler tarafından yağmalandığında) Kutsal Mendil ortadan kayboldu. Kimi kaynaklar onun deniz kazasında kaybolduğunu, kimi kaynaklar ise Avrupa'nın farklı krallıklarına kaçırıldığını öne sürdü. Bugün dünyanın dört bir yanında (örneğin Torino Kefeni ile olan benzerlikleri tartışılsa da) Edessa'dan koparılan o kutsal mendilin asıl nerede olduğu hâlâ çözülememiş büyük bir tarihsel sırdır.

Edessa'nın bu kayıp emaneti ve şehirden koparılışının yarattığı büyük travma, Urfa'nın ezoterik hafızasında yüzyıllar boyunca unutulmayan en derin izlerden biri olarak kalmıştır.

Kaynak: Araştırmacı Yazar Selahattin Eyyubi Güler