Ahmet Boğa, urfadasın haber sitesi için kaleme aldığı yazısında bugüne kadar alışılmış olan köyden kente göçün tersine döndüğünü anlattı.

 Başkan Beyazgül Eyyübiye Kırsalına Çıkarma Yaptı  Başkan Beyazgül Eyyübiye Kırsalına Çıkarma Yaptı

Kentten Köylere göçün çıkış noktasını ise pandemi döneminde yaşanan sıkıntılı günlerde başladığına dikkat çeken Ahmet Boğa, insanlar pandemi döneminde binaların, makinelerin, lüks ve konforlu şehir hayatının 1 buğday başağı etmediğini yaşayarak acı içinde tecrübe edindiğinin altını çizdi
Ahmet Boğa’nın işte o yazısı
KENTTEN KÖYE GÖÇ 
Evet yanlış okumadınız. Başlık gayet doğru. Aslında gayet normal, sorun şu ki bizim alıştığımız hep: köyden kente göç.

Peki yaşamış ve hala yaşayan neslin zihnine kazınmış olan "köyden kente göç" meselesi bizlere ne kazandırdı? Ne kaybettirdi?

Ülkemizde 1950'li yıllarda başlayan tarımda makineleşme durumu köyde insan gücüne olan ihtiyacı azalttı. Ulaşım imkanlarının gelişmesi, daha iyi bir gelecek, kolay ve refah bir yaşam kaygısı güden insanlar köydeki yaşamını bırakıp şehirlere yerleşti. İnsan kusurdur der atalarımız. İnsanlar şehirlerde çoğaldıkça şehirlerin alt yapısı, mevcut durumu yetersiz olmaya başladı. Artan nüfus, yoğunluk ve ihtiyaca cevap vermeyen şehirler insanlar için yaşanması güç yerler haline geldi. Kalabalık, yoğunluk ve maddi açıdan yaşanması güç olan şehirler insanların hem sosyal hayatını hem de fiziksel ve ruhsal sağlığını olumsuz etkiledi. 

Şehirde yaşama isteği doyum noktasına gelen insanlar doğduğu, özlem duyduğu köyüne dönmeye başladı. Pandemide herkes gıdanın ne denli önemli olduğunu yaşayarak öğrendi. Kutu gibi evlerde sokağa çıkamayan insanlar çiftçinin toprağı işleyip kendisine gıda göndermesini bekledi. Bir musibet bin nasihatten evladır. Binaların, makinelerin, lüks ve konforlu şehir hayatının 1 buğday başağı etmediğini yaşayarak acı içinde tecrübe edenler köyüne dönmeye karar verdi. Şehirde de köyde de insan gerekli. 

Yeni yaşama alışmak, yeni bir yere adapte olmaya çalışmak elbette kolay olmayacaktır. Toplum olarak tüketmekten ziyade üretmeye çalışmak hatta üretmeye niyet etmek bile büyük bir adım. 

 Ülke ve dünya olarak yaşadığımız son zamanlar bizlere üretimin, köy hayatının, çiftçinin ve tarımın ne denli kıymetli olduğunu göstermiştir. Bütün dünyanın gözünü çevirdiği tarıma bizler de gereken önemi göstermeliyiz. Verimli topraklarımızı üretim için değerlendirmeliyiz. Kalkınma ve refah yaşam yer değiştirme ile değil üretim ve işleme ile olur.

  Sağlıkla kalın