CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ı bugüne kadar herkes Şanlıurfa olarak biliyordu. Oysa Adıyaman’dan Urfa’ya gelmişler.

Şanlıurfa’da birçok kişinin doğum tarihi gibi onunda kimlikteki doğum tarihi 01.01 olarak yazıyor. Annesinin Tanal’a söylediğine göre mercimekler çiçek açtığında doğmuş.

Ailesi Adıyaman’dan Şanlıurfa’ya göç ederken önce Siverek’e ardından Hilvan’a yerleşmiş. Hiçbir zaman kendilerine ait bir mülkleri olmamış. Her bir kardeşi başka bir yerde doğmuş. Mahmut Tanal’ın bahtına ise Şanlıurfa’nın Hilvan İlçesine bağlı Şahbeli köyü düşmüş.

Bir çobanın dokuz çocuğundan biri olarak dünyaya gelen Mahmut Tanal’ın çocukluğu köylerdeki ağa-maraba sistemine isyan ederek geçmiş. İÜ Hukuk Fakültesi’ni bitirene kadar işportacılık yapmış.  2011 yılından beri TBMM’de. Mahmut Tanal’ın eski albümlerini karıştıran Hürriyet Gazetesi’nden Zeynep Bilgehan, Tanal’ın çok bilinmeyen yanlarını köşesine taşıdı.

mahmut tanal 1
İşte Zeynep Bilgehan’ın, kaleme aldığı Mahmut Tanal’ın  “VEKİLLİĞİM AĞA-MARABA SİSTEMİNE İSYANIMDIR”  Başlıklı Öyküsü.
Onu TBMM sıralarından çok toplumsal olaylarda TOMA’ların üstünde, mahkeme salonlarında, cezaevi çıkışlarında görüyoruz. Randevu almak için aradığım sırada bir minibüste muavinlik yapıyordu. CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın geçmiş hayatı da hareket dolu… 

ADIYAMAN’DA URFA’YA GELDİKLERİNDE ÖNCE SİVEREK’E SONRA HİLVAN’A YERLEŞİYORLAR

Kimliğinde doğum tarihi 1 Ocak 1961 olarak geçiyor. Ancak hikâyesi daha önce başlıyor. Ailesi aslen Adıyaman’ın Kahta ilçesine bağlı Höni köyünden… Zor hayat koşulları sebebiyle göçebe bir hayat yaşıyorlar. Her sene bir başka ağanın köyünde ‘maraba’ olarak çalışıyorlar.
 Önce Siverek’e, oradan Hilvan köylerine geliyorlar. Her durakta ne kadar kaldıkları ağanın takdirine bağlı…Bazen birkaç ay, bazen bir sene… Bu sebeple dokuz çocuklarının her biri başka yerde dünyaya geliyor. 

MAHMUT TANAL MERCİMEKLER ÇİÇEK AÇARKEN DÜNYAYA GELMİŞ

Şansına Şahbeli köyü düşen Tanal, “Mülkiyeti bizim olan bir evimiz hiç olmadı. Köydeki her ev ağanındır” diye başlıyor: “Annemin söylediğine göre mercimekler çiçek açarken dünyaya gelmişim. Mart mı nisan mı bilemiyoruz. Dokuz kardeşten dördümüzün doğum tarihi resmi kayıtlarda 1 Ocak olarak geçiyor.”

Şanlıurfa’daki ‘Kayıp Cami’ Meclis Gündeminde! Şanlıurfa’daki ‘Kayıp Cami’ Meclis Gündeminde!

BENİ OKUTAN ABİ DAYAĞI

Çocukluğu babasının o dönem çalıştığı Bahçecik köyünde geçiyor. Yoksulluk çok, iş yükü ağır…Tarlada toplanan hasılatın, hayvanlardan elde edilen gıdanın, hatta yavruların bile yarısı ağaya gidiyor. Tanal, “Rahmetli babam okuma yazması olmayan bir çobandı. Köyde bizim gibi üç ‘maraba aile’ daha vardı” diye anlatıyor:

“Ekinleri eşek sırtında üç saat yol gidip Hilvan’da satardık. Ben oğlakları otlatırdım. O dönem televizyon yoktu. Tek gördüğümüz ağa çocuklarının bizim gibi çalışmadığı, daha iyi evlerde oturup daha iyi yemek yediğiydi…

Eşitsizlik gözümüze çarpıyordu.” Hayatı yedi yaşındayken, köylerine gelen bir minibüsle değişiyor… Köy köy gezip öğrencileri alan öğretmenler, Tanal’ı, Akçakale Yatılı Bölge Okulu’na kaydediyorlar. Başlarda ailesinden uzak olduğu için mutsuz olan Tanal bir tatil günü köyde otlattığı oğlağın ekine kaçması sonucu ağabeyinden “Niye dikkat etmiyorsun, ağa kızacak!” diye dayak yedikten sonra karar veriyor;

“‘Okuyup bu hayattan çıkacağım.’ Bir yıl sonra eve daha yakın olan Siverek Yatılı Bölge Okulu’na geçtim. Sonra hem Maarif Koleji hem de Diyarbakır Öğretmen Okulu sınavlarına girdim. Ancak babamın ön kayıt yaptıracak parası olmadığından Diyarbakır Ergani Öğretmen Okulu’na kaydoldum.”

İLK EYLEM: 12 YAŞINDA

Sene 1973’tü… Tam o sırada bir yasa değişikliğiyle öğretmen okullarının statüsü değiştirilip ‘düz lise muadili öğretmen lisesi’ne çevrildi. Bu da Tanal’ın henüz 12 yaşında ilk eylemine katılmasına vesile olmuş! Anlatıyor: “Ağabey ve ablalarımız ‘Öğretmen olma hakkımız engellendi’ diyerek eylem yapardı. Biz de tıfıl halimizle arkalarında slogan atardık. 1980 öncesi dönemdi. Sağ, sol çatışmaları çok şiddetliydi. Biz de eşitsizliklerin giderilmesi, adaletsizliğin kalkması için mücadele veriyorduk. Ortaokuldan liseye geçerken Antalya Aksu Öğretmen Lisesi’ne sürgün edildim. Daha o dönemden ‘Bir gün milletvekili olacağım, bu haksızlıkları yapanların başına kürsüyü atacağım’ derdim. Bu duyguyu en baştan beri yaratan da köydeki o ağalık sistemi ve baskıydı…”

EMİNÖNÜ’NDE ÇORAP SATTIM

Tanal bu süreçte iki kere gözaltına alındı. İkinci seferde üç buçuk ay hapis yattı. Ara verdiği eğitimini Şanlıurfa Lisesi’nde tamamladı. Bunun da bir hak arama mücadelesine dönüştüğünü anlatıyor: “Sicilim kötü diye beni bir alt sınıfa kaydettirmek istediler. Buna itiraz eden dilekçe yazdım. Sonuçta da lise son sınıfa kaydımı yaptılar.”

O dönem ‘Denizleri mahkemede savunmak’ için hukuk okumak modaydı. Ancak Tanal’ın başka bir derdi daha vardı; geçim sıkıntısı. Liseden beri ağabeyiyle işportada çorap satarak harçlığını kazanıyordu. 1982 yılında Şanlıurfa’nın Yıldız Meydanı’nda işportacılık yaparken İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandığını öğrendi! Hukuk eğitimi devam ederken bir yandan Eminönü ve Karaköy’de çorap satmaya devam etti... Buna rağmen okulu dört senede bitirmeyi başardı.

İLK MÜŞTERİLERİM İŞPORTACI ÇEVREMDİ

Mezuniyetten sonra gönlünde ceza hukukçusu olmak yatıyordu. Ancak... Tanal anlatıyor: “Prof. Dr. Erol Cihan’ın yanında araştırma görevlisi olarak kalmak istedim. Bana ‘Bu işi yapamazsın. Kitap lazım, dil lazım! Hepsi maliyet. Sen en iyisi avukatlığa başla’ dedi. Başımdan aşağı kaynar sular indi. Babıali Caddesi’nde ofis kiraladım. 24 Temmuz 1988’de büromu açtım. İşportacılık çevreme gittim. Onlara kartımı verip ‘Nasıl işporta yaparken güveninizi boşa çıkarmıyorsam avukat olarak da size yardım edebilirim’ dedim. Çeki, senedini alamayanları icraya verdim, tahsil ettim. Kazandığım parayla ilk iş çalıştığım büroyu satın aldım.”

HOBİ OLARAK KAMUSAL DAVALAR AÇIYORDUM

Peki icra dosyalarıyla uğraşırken ‘haksızlıklara karşı eylemci kişiliği’ nereye gitmişti? Tanal, “O duyguyu içimde bastırıyordum. Siyasette başarılı olabilmek için önce ekonomik bağımsızlığımı kazanmam gerekiyordu ama…” diye yanıtlıyor: “O dönem bir ‘hobi’ olarak yine kamusal davalar açıyordum. Mesela bir gün otoyolda karşıma trafik polisi çıktı. Bana ‘Radara takıldınız’ deyip ceza kesti. Devletin vatandaşa pusu kuramayacağını söyleyip dava açtım. Bu kararı iptal ettirdim. O karardan sonra artık radar uygulaması, öncesinde uyarıyla yapılıyor. Haksız gördüğüm şeylerle mücadele etmek omuzlarımdan yük kaldırıyordu.”

BABA TAVSİYESİ: MEVKİ YÜKSELDİKÇE SEN ALÇAL

Sene 1993 olduğunda artık vaktinin geldiğine karar verdi… CHP Beşiktaş örgütüne üye oldu. Tanal, anlatıyor: “2002 ve 2007’de milletvekili aday adayı, 2009’da Üsküdar belediye başkan aday adayı oldum. Hiçbiri olmadı. 2010’da olağanüstü kongrede hukukçulara ihtiyaç olunca Parti Meclisi’ne girdim. 2011 seçimlerinde de milletvekili oldum.” Çocukluk hayali gerçekleşince ne hissetmiş? Yanıtı: “Rahmetli babam ‘Mevki yükseldikçe sen alçal’ derdi. Bu toplumda hep kırıla kırıla geldiğimden iç dünyanız buruk oluyor. Çok duygulandığım anlarda ağlayarak rahatlıyorum.”

ÇOBAN MUSTAFA’NIN OĞLU YAPTIYSA…

“Hayatım boyunca hiç pes etmedim. Hep mücadele ettim. Bugünleri Atatürk Cumhuriyeti’ne ve onun yarattığı fırsatlar eşitliğine borçluyum. Pes edince hayatta 3-0 geriye düşüyorsunuz. Umutsuzluğa kapılmayın. Çoban Mustafa’nın oğlu umutsuzluğa kapılmamışsa herkes çalışarak bir yere gelir.”

BEN BİR ‘MARABA’ ÇOCUĞUYUM

“Ben bir ‘maraba’nın oğluyum. Köyün ağası bizi insan yerine bile koymazdı. Uçurum büyüktü. O dönem siyasiler köylere gitmezdi ama memurlar köylere gidip çocukları okula kaydettirirdi.”