Araştırmacı yazar Salahattin Güler, yaşanan kıtlığı şöyle aktarıyor:

"Olay, 4. yüzyılda, Urfa’da yaşanır. Başkahramanımız, Süryani edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Aziz Efraim’dir.

Yıl 373’e yaklaşırken Urfa’da büyük bir kıtlık yaşandığı aktarılır. Yağışların yetersizliği, tarımsal üretimdeki sorunlar ve yiyecek sıkıntısı halkı çaresiz bırakmıştı. Şehrin sokaklarında yiyecek bulmakta zorlanan insanlar vardı. Aileler çocuklarını doyurabilmek için çare arıyor, yoksullar her geçen gün daha fazla sıkıntı çekiyordu. Fakat anlatının en acı tarafı, herkesin aynı durumda olmamasıydı. Bazı varlıklı kişiler ellerindeki yiyecekleri ve servetlerini korurken yoksullar açlıkla mücadele ediyordu. Aziz Efraim, bu durumu öğrendiğinde inzivaya çekildiği yerden ayrılarak şehre indi. Şehrin varlıklı insanlarını karşısına aldı. Onlara, çevrelerindeki insanlar açlıktan ölürken ellerindeki serveti saklamalarının doğru olmadığını söyledi. Efraim’in sözleri, yalnızca dinî bir öğüt değildi. İnsanların sahip oldukları imkânların başkalarının hayatını kurtarmak için kullanılmasını istiyordu.

Zenginler, Efraim’in sözlerini dinlediler. Fakat kendilerini savunmak için bir gerekçe öne sürdüler: Servetlerini paylaşmaya karşı olmadıklarını, ancak topladıkları yardımları doğru kişilere ulaştıracak güvenilir birini bulamadıklarını söylediler. Yardımların kötüye kullanılmasından korkuyorlardı. Efraim’in cevabı, hikâyenin dönüm noktası oldu. “Peki, bu işi benim yapmama ne dersiniz?” diyerek yardımların dağıtımını bizzat üstlenmeyi teklif etti.

Bu söz, onun yalnızca konuşan bir din adamı olmadığını; sorumluluğu kendi üzerine almaya hazır olduğunu gösteriyordu. Bu konuşmanın ayrıntıları, beşinci yüzyılın kilise tarihçisi Sozomen’in eserinde aktarılır.

Zenginler, Efraim’e güvendiklerini belirterek yiyecek ve para yardımlarını onun yönetimine bıraktılar. Efraim, toplanan kaynakları açlık çekenlere yardım etmek için kullandı. Eski anlatılara göre hastalar için yataklar hazırlandı, yiyecek bulamayanlar desteklendi ve çevre bölgelerden Urfa’ya gelen muhtaç insanlara da yardım edildi.

Daha sonraki biyografik anlatılarda yaklaşık 300 yatağın hazırlandığı belirtilir. Efraim yalnızca yardım toplamakla kalmamış, hastaların ve açlık çekenlerin bakımını da üstlenmiştir.

Şanlıurfalı İş İnsanı Mahmut Demir'in Suriye Deyrizor'da Yatırım Arayışı
Şanlıurfalı İş İnsanı Mahmut Demir'in Suriye Deyrizor'da Yatırım Arayışı
İçeriği Görüntüle

Şimdi gözümüzde canlandıralım: Bir zamanlar inzivada yaşayan yaşlı bir din adamı, şehrin zenginlerinin önünde duruyor; ardından toplanan yardımları yönetiyor ve açlık çeken insanların başında bekliyor.

Bu, Urfa’nın geçmişinde insan dayanışmasını anlatan güçlü bir tablodur.

Kaynaklarda Efraim’in bu yardım faaliyetlerini hayatının son döneminde gerçekleştirdiği ve kısa süre sonra öldüğü aktarılır. Genellikle 373 yılı onun ölüm tarihi olarak kabul edilir. Onun hayatını anlatan eski kaynaklar, bu yardım girişimini özellikle vurgular. Çünkü Efraim’in gözünde dinî inanç, yalnızca ibadet etmekten ibaret değildi; açlık çeken bir insanın yardımına koşmak da inancın gereğiydi.

Bu hikâyenin bize anlattığı: Yaklaşık 1.650 yıl önce Urfa’da yaşandığı aktarılan bu olay, şehrin tarihinin yalnızca savaşlardan, krallardan ve kutsal mekânlardan oluşmadığını gösteriyor. Eski Urfa’da kıtlık yaşanmış, insanlar çaresiz kalmış ve bir din adamı varlıklı kişileri yardıma ikna ederek sorumluluk üstlenmişti."