Eyyübiye kırsalında Dernek, Kızılkuyu, Keberli, Çalışkanlar, Aşağı ve Yukarı Çaykuyu ile Güzelkuyu hattında dile getirilen iddialar sıradan bir çevre kirliliği iddiasından çok öte.

Söz konusu iddialar, doğrudan yaşam hakkını, halk sağlığını, tarımsal üretimi ve ekolojik dengeyi ilgilendiren ciddi bir alarm.

İddialara göre organize sanayi ve besi tesislerinden kaynaklanan atık sular 20 kilometreyi aşan hatta yüzeyden akaraıyor; toprağa, yeraltı sularına ve tarım alanlarına karışıyor.

Eyyübiye’de Düzenlenen Kaykay Turnuvası İlgi Gördü
Eyyübiye’de Düzenlenen Kaykay Turnuvası İlgi Gördü
İçeriği Görüntüle

CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal söz konusu iddiayı dile getirerek şunları aktardı; "Eğer bu iddialar doğruysa mesele yalnız kötü koku meselesi değildir. Bu; kirlenen içme suyu, zehirlenme riski altındaki çocuklar, ağır metal tehdidi altındaki tarım ürünleri, zarar gören mera ve yaban hayatı, kuruyan fıstık ve zeytin ağaçları, halk sağlığını tehdit eden bir çevre felaketi demektir.

Anayasa’nın 56. maddesi açık: Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Bu hak ihlal ediliyorsa bu yalnız idari ihmal değil; çevre hukuku, halk sağlığı hukuku, toprak koruma hükümleri ve ceza hukuku bakımından araştırılması gereken çok yönlü bir kamu meselesidir. Daha vahimi; bu sularla sulanan ürünlerin sofralara ulaşma ihtimali, meseleyi yerel sorun olmaktan çıkarıp toplum sağlığı sorunu haline getirmektedir. Buradan açık çağrımdır: Bu iddialar derhal bağımsız numunelerle araştırılmalı, su ve toprak analizleri yapılmalı, atık deşarjı denetlenmeli, kamuoyu şeffaf biçimde bilgilendirilmelidir. Çünkü mesele yalnız çevreyi koruma meselesi değil; insanı, toprağı, suyu ve geleceği koruma meselesidir. Şanlıurfa’dan yükselen bu çığlık duyulmalıdır. Su zehirlenirse hayat zehirlenir. Toprak susarsa memleket susar. Bu iddialar örtülemez, araştırılmalıdır."