Harran Üniversitesine rektör olmak isteyen 150 akademisyen müracaat ederken YÖK mülakatına 39 aday çağırıldı. Bunlardan 35 aday Harran Üniversitesi akademisyeninden 4’ü ise Şanlıurfa dışından olduğu öğrenildi.

39 aday arasında seçilen 5 isminin Cumhurbaşkanlığına sunulurken rektörlük için Akçakaleli Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Türkçe eğitimi öğretmenliği bölüm Hocası Prof. Dr. Halit Karatay'ın ile Elazığlı Prof. Dr. Zülfü Demirtaş’ın ismi konuşuluyor.

Bu arada Şanlıurfalı bilişimci ve yazar Bahaddin Yetkin, rektör atmaları üzere kaleme aldığı yazısında ilgin tespitleri her zaman olduğu gibi yine kentte en fazla okunan yazar oldu.

Bahaddin Yetkin’in işte o yazısından bir bölüm;

Suriye Sınır Koordinasyon Toplantısı Suriye Sınır Koordinasyon Toplantısı

Siyasetle uğraşıp, istediği konumlara gelemeyen veya istediği konuma gelip, o konumda sabit kalamayanların son yıllarda nüfuz kullanımıyla akademik kariyer yapmak suretiyle bol bol doçentlik ve profesörlük aldığı ortamda rektör olmaya talep iyice artmış durumda.
Rektörlerin; 
—Kırmızı plaka, kırmızı pasaport, havaalanlarında vip salon kullanımı ve üniversitenin görece büyük bütçelere sahip olması,
—İşe alımlarda, istediği absürtlükte seçici davranıp yakınlarını rahatlıkla istihdam edebilme imkanı, ağızların sulanmasını beraberinde getiriyor.
Kimisi kendini o konumda hayal edip her türlü yolu mubah görürken, kimisi de akrabası için o konumu istiyor ki, imkanların bir kısmının kullanımında söz sahibi olsun.
Üniversitelerde bir diğer önemli makam ise genel sekreterlik makamıdır. Her türlü harcamanın idari işlemleri bu makamda oturan kişi ve yardımcılarının eliyle gerçekleşir. Bu koltuklara liyakat sahibi olmayan kimseleri oturtmak için torpiller döner, pazarlıklar yapılır. Rektör aynı zamanda bu konumların da karar vericisidir.
Bir bakarsınız şehrin belediye başkanı kendi yakınını bu koltuğa oturtmak için rektöre bir sürü vaadde bulunur. Rektör vaatlere kanıp başkanın yakınını genel sekreter veya yardımcısı yapar. Fakat başkan vaatlerini yerine getirmez. Gün günü kovalar, rektörün görev süresi biter ve bir bakar ki vaatleri verenler sözlerini tutmamış. Basar feryadı. Veryansın eder ama iş işten geçmiştir artık. Vaat sahibi başkan, yakınını o koltuğa oturtmuş ve vaatlerini yerine getirmemiştir. Ardından da rektöre bir kulp takıp arkasından teneke çalması da cabası.
Bu ve bunun gibi örneklere bakıldığında, bilim yuvasının, bilim dışında ne filmlere sahne olduğu ve geri kalmışlığını hangi ucuzluklara borçlu olduğu net olarak görülecektir.
Kısaca temenni etmek gerekirse;
—Bilimsel makalelerin artırılması,
—Eksik imkanların giderilmesi,
—Öğretim görevlisi kadrosunun tamamlanması ve güçlendirilmesi,
—Liyakat esaslı akademik ve idari kadrolar kurulması,
—Objektif kriterlerle teftiş edilmesi,
—Yüksek puanlarla tercih edilebilir hale yükselmesi,
Bir üniversiteyi, üniversite yapan parametrelerdir. 
Aksi durumda olanlar;
—“İşsiz otoparkıdır”,
—İşsizliğin gizlendiği “insan depolarıdır”,
—Ailelerin sırtına kamburdur,
—Kamunun kaynaklarının çöpe atıldığı beton binalardır.
Çünkü oradan mezun olan genç, üniversiteden mezun olduğunu zannettiği halde yıllarını boşuna geçirmiş halde işsizler ordusunun müzmin bir üyesi olarak yaşamını sürdürecektir. 
İçindeki sözde çalışanlar da milletin kaynaklarını hoyratça saçıp savuran, istediğini kayırıp, istediğini bertaraf eden kul hakkı yiyicileri olarak yaşamlarını sürdüreceklerdir.