Aynen öyle; insanın dış görünüşüne, özellikle de sakal veya sarık gibi şekilsel detaylara bakarak iç dünyasını veya maneviyatını yargılamanın yanlış olduğunu vurgulayan çok yerinde bir sözdür: "Her sakallı sofi değildir sözü" Çünkü gerçek sofi (tasavvuf ehli) olmak; fiziksel bir görüntüden ziyade alçakgönüllülüğü, kalp temizliğini, nefis terbiyesini ve ahlaki olgunluğu gerektirir.

Hiç kimse her konuda uzman, alim, bilim adamı değil. Bilmediği konuda ahkâm kesen ahmaklar, hiç bir konuda bilgin olmayan belgeli cahillerdir.

Cübbe giymekle ne alim ne savcı nede hâkim olunur. Keramet cubbede olsaydı; tüm terziler âlim, hâkim, savcı, avukat olurdu.

Çünkü tüm cubbeler onların ellerinden çıkıyor.

Bazı TV. Muhabirleri reyting uğruna her konuda bir Cübbeli bulup konuşturuyor.

Maalesef bu benim alanım değildir deme erdemini gösteremeyen zavallılar da olur olmaz beyanlarda bulunarak, bildikleri alanlara da gölge düşürüyor.

Oysa tıpta herkesin alanı, branji belli ve saygı gösterilir.

Adam cübbe giymiş, Göbekli Tepe ile ilgili bilgileri nash ve tashih etmeye çalışıyor.

Alimde ar yoksa, âlem butlana düşer! Kendi asil tebliğ görevi olan zalim hükümdarlara karşı hakkı haykırmak iken, başka başka alanlarda cirit atarak, ilim satmaya çalışıyor.

Vay zavallı bay zavallı. Okuduğun ilim, giydiğin cübbe, oturduğun post, önündeki kürsü seni dinleyen cemaat bir gün senden mutlaka hesap sorarlar!